Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
27 Temmuz 2026 Pazartesi
Ekonomi Haberleri
24 Temmuz 2026

Dgc Başkanı Özkan Tokmak’tan 24 Temmuz Mesajı “Gazeteciliğin Geleceği İçin Meslek Yasası Hayata Geçirilmeli”

Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak, 24 Temmuz Basın Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, basın özgürlüğünün tarihsel önemine dikkat çekerek günümüz gazeteciliğinin karşı karşıya olduğu sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tokmak, gazetecilik mesleğinin kimler tarafından yapılacağının belirlenmesi, mesleki standartların oluşturulması için  Gazetecilik Meslek Yasası’nın bir an önce çıkarılması gerektiğini vurguladı. Dijitalleşmeyle birlikte değişen medya düzenine dikkat çeken Tokmak, “İçerik üretmek ile gazetecilik yapmak aynı değildir. Gazeteciliğin temel değerleri korunmalıdır” dedi. Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak, 24 Temmuz’un yalnızca bir kutlama günü değil, gazeteciliğin temel değerlerini yeniden hatırlama günü olduğunu ifade ederek; “Türk basın tarihinde 24 Temmuz 1908 önemli bir yere sahiptir. 24 Temmuz, sansürün kaldırılmasıyla birlikte gazeteciler açısından özel bir anlam kazandı. Osmanlı döneminde gazetelerin yayımlanmadan önce denetlenmesi uygulamasının sona ermesiyle başlayan süreç, basın özgürlüğü mücadelesinin simgelerinden biri haline geldi. Aradan geçen yıllar içerisinde gazetecilik mesleği teknolojik gelişmelerle birlikte büyük bir dönüşüm yaşarken, basın özgürlüğü, mesleki etik ve gazeteciliğin geleceğine ilişkin tartışmalar ise devam ediyor” dedi. “24 TEMMUZ, HALKIN HABER ALMA HAKKININ ÖNEMİNİ HATIRLATAN BİR TARİHTİR” 24 Temmuz’un gazeteciler açısından taşıdığı anlamı değerlendiren Tokmak, basının temel görevinin toplumun doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını sağlamak olduğunu vurguladı. Basın özgürlüğünün demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu belirten Tokmak; “24 Temmuz, sadece geçmişte sansürün kaldırıldığı bir tarih değildir. Aynı zamanda bugün de basın özgürlüğünün, gazetecilik mesleğinin saygınlığının ve halkın doğru bilgiye ulaşma hakkının önemini hatırlatan anlamlı bir gündür. Gazeteci; toplum adına soru soran, gerçekleri araştıran, doğrulayan ve kamu yararı doğrultusunda görev yapan kişidir. Bu sorumlulukla çalışan tüm meslektaşlarımızın emeği değerlidir” dedi. “GAZETECİLİĞİN KİMLİĞİ VE MESLEKİ STANDARTLARI KORUNMALI” Günümüzde iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin medya alanında önemli değişimler oluşturduğunu belirten Tokmak, gazetecilik mesleğinin taşıdığı sorumluluğun korunması gerektiğini ifade etti. Gazeteciliğin yalnızca haber paylaşımından ibaret olmadığını vurgulayan Tokmak, “Gazetecilik; sadece bir bilgiyi aktarmak ya da bir görüntüyü paylaşmak değildir. Gazetecilik araştırmayı, doğrulamayı, etik kurallara bağlı kalmayı ve kamu yararını gözetmeyi gerektirir. Bugün mesleğimizin en önemli ihtiyaçlarından biri, gazeteciliğin tanımının ve sınırlarının net şekilde ortaya konulmasıdır. Bu hem mesleğe emek veren gazetecilerin haklarının korunması hem de toplumun güvenilir habere ulaşması açısından önemlidir” dedi. “GAZETECİLİK MESLEK YASASI ARTIK ERTELENMEMELİ” Gazetecilik Meslek Yasası’nın yıllardır sektörün önemli beklentileri arasında yer aldığını belirten DGC Başkanı Özkan Tokmak, mesleğin geleceği için yasal düzenlemenin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Tokmak, yapılacak düzenlemenin gazetecilik mesleğine ilişkin standartları güçlendireceğini ifade ederek; “Gazetecilik Meslek Yasası artık ertelenmemelidir. Bu yasa ile gazeteciliğin tanımı yapılmalı, mesleki etik ilkeler belirlenmeli, gazetecilerin hak ve sorumlulukları açık şekilde ortaya konulmalıdır. Bu düzenleme yalnızca gazetecilerin değil, aynı zamanda toplumun doğru, güvenilir ve nitelikli habere ulaşma hakkının da güvencesi olacaktır” dedi. “İÇERİK ÜRETMEK İLE GAZETECİLİK YAPMAK ARASINDA ÖNEMLİ BİR FARK VAR” Dijital çağda herkesin bilgi paylaşabilir hale geldiğini belirten Tokmak, sosyal medya platformlarının iletişim açısından önemli olduğunu ancak gazetecilik ile içerik üreticiliğinin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade etti. Tokmak, dijital dönüşümün fırsatlarının değerlendirilmesi gerektiğini ancak gazeteciliğin temel değerlerinin korunmasının şart olduğunun altını çizerek, “Teknoloji ve sosyal medya, iletişim dünyasına önemli katkılar sağlamaktadır. Ancak içerik üretmek ile gazetecilik yapmak arasında önemli bir fark vardır. Gazetecilik; doğrulama, araştırma, etik sorumluluk ve kamu yararı temelinde yürütülen bir meslektir. Dijital dönüşüme uyum sağlarken gazeteciliğin temel ilkelerinden taviz verilmemelidir” dedi. “YEREL BASIN KENTLERİN HAFIZASIDIR” Yerel basının toplumdaki rolüne dikkat çeken Tokmak, yerel gazeteciliğin desteklenmesinin önemine vurgu yaptı. Yerel basının ekonomik ve yapısal sorunlarının çözülmesi gerektiğini belirten Tokmak, genç gazetecilerin mesleğe kazandırılmasının da önemli olduğunu ifade ederek; “Yerel basın, bir kentin hafızasıdır. Kentte yaşanan gelişmeleri takip eden, vatandaşın sorunlarını gündeme taşıyan ve kamu yararı doğrultusunda görev yapan yerel gazeteciler önemli bir sorumluluk üstlenmektedir. Güçlü bir yerel basın için meslektaşlarımızın desteklenmesi, genç gazetecilerin yetişmesi ve gazetecilik mesleğinin geleceğe hazırlanması gerekiyor” diye konuştu. “GERÇEĞİN PEŞİNDE KOŞAN TÜM MESLEKTAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ” Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak; 24 Temmuz’un gazetecilerin dayanışma ve mesleki sorumluluklarını hatırladığı önemli bir gün olduğunu söyledi. Tüm meslektaşlarının Basın Bayramı’nı kutlayan Tokmak; “Gazetecilik, büyük emek ve sorumluluk isteyen onurlu bir meslektir. Halkın haber alma hakkı için çalışan, gerçeğin peşinde koşan, mesleğinin etik değerlerini koruyan tüm meslektaşlarımızın 24 Temmuz Basın Bayramı’nı kutluyorum. Temennimiz; özgür, güçlü, saygınlığı korunmuş ve mesleki standartları belirlenmiş bir basın ortamının oluşturulmasıdır” dedi.

24 Temmuz 2026

Dgc Başkanı Özkan Tokmak’tan 24 Temmuz Mesajı “Gazeteciliğin Geleceği İçin Meslek Yasası Hayata Geçirilmeli”

Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak, 24 Temmuz Basın Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, basın özgürlüğünün tarihsel önemine dikkat çekerek günümüz gazeteciliğinin karşı karşıya olduğu sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tokmak, gazetecilik mesleğinin kimler tarafından yapılacağının belirlenmesi, mesleki standartların oluşturulması için  Gazetecilik Meslek Yasası’nın bir an önce çıkarılması gerektiğini vurguladı. Dijitalleşmeyle birlikte değişen medya düzenine dikkat çeken Tokmak, “İçerik üretmek ile gazetecilik yapmak aynı değildir. Gazeteciliğin temel değerleri korunmalıdır” dedi. Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak, 24 Temmuz’un yalnızca bir kutlama günü değil, gazeteciliğin temel değerlerini yeniden hatırlama günü olduğunu ifade ederek; “Türk basın tarihinde 24 Temmuz 1908 önemli bir yere sahiptir. 24 Temmuz, sansürün kaldırılmasıyla birlikte gazeteciler açısından özel bir anlam kazandı. Osmanlı döneminde gazetelerin yayımlanmadan önce denetlenmesi uygulamasının sona ermesiyle başlayan süreç, basın özgürlüğü mücadelesinin simgelerinden biri haline geldi. Aradan geçen yıllar içerisinde gazetecilik mesleği teknolojik gelişmelerle birlikte büyük bir dönüşüm yaşarken, basın özgürlüğü, mesleki etik ve gazeteciliğin geleceğine ilişkin tartışmalar ise devam ediyor” dedi. “24 TEMMUZ, HALKIN HABER ALMA HAKKININ ÖNEMİNİ HATIRLATAN BİR TARİHTİR” 24 Temmuz’un gazeteciler açısından taşıdığı anlamı değerlendiren Tokmak, basının temel görevinin toplumun doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını sağlamak olduğunu vurguladı. Basın özgürlüğünün demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu belirten Tokmak; “24 Temmuz, sadece geçmişte sansürün kaldırıldığı bir tarih değildir. Aynı zamanda bugün de basın özgürlüğünün, gazetecilik mesleğinin saygınlığının ve halkın doğru bilgiye ulaşma hakkının önemini hatırlatan anlamlı bir gündür. Gazeteci; toplum adına soru soran, gerçekleri araştıran, doğrulayan ve kamu yararı doğrultusunda görev yapan kişidir. Bu sorumlulukla çalışan tüm meslektaşlarımızın emeği değerlidir” dedi. “GAZETECİLİĞİN KİMLİĞİ VE MESLEKİ STANDARTLARI KORUNMALI” Günümüzde iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin medya alanında önemli değişimler oluşturduğunu belirten Tokmak, gazetecilik mesleğinin taşıdığı sorumluluğun korunması gerektiğini ifade etti. Gazeteciliğin yalnızca haber paylaşımından ibaret olmadığını vurgulayan Tokmak, “Gazetecilik; sadece bir bilgiyi aktarmak ya da bir görüntüyü paylaşmak değildir. Gazetecilik araştırmayı, doğrulamayı, etik kurallara bağlı kalmayı ve kamu yararını gözetmeyi gerektirir. Bugün mesleğimizin en önemli ihtiyaçlarından biri, gazeteciliğin tanımının ve sınırlarının net şekilde ortaya konulmasıdır. Bu hem mesleğe emek veren gazetecilerin haklarının korunması hem de toplumun güvenilir habere ulaşması açısından önemlidir” dedi. “GAZETECİLİK MESLEK YASASI ARTIK ERTELENMEMELİ” Gazetecilik Meslek Yasası’nın yıllardır sektörün önemli beklentileri arasında yer aldığını belirten DGC Başkanı Özkan Tokmak, mesleğin geleceği için yasal düzenlemenin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Tokmak, yapılacak düzenlemenin gazetecilik mesleğine ilişkin standartları güçlendireceğini ifade ederek; “Gazetecilik Meslek Yasası artık ertelenmemelidir. Bu yasa ile gazeteciliğin tanımı yapılmalı, mesleki etik ilkeler belirlenmeli, gazetecilerin hak ve sorumlulukları açık şekilde ortaya konulmalıdır. Bu düzenleme yalnızca gazetecilerin değil, aynı zamanda toplumun doğru, güvenilir ve nitelikli habere ulaşma hakkının da güvencesi olacaktır” dedi. “İÇERİK ÜRETMEK İLE GAZETECİLİK YAPMAK ARASINDA ÖNEMLİ BİR FARK VAR” Dijital çağda herkesin bilgi paylaşabilir hale geldiğini belirten Tokmak, sosyal medya platformlarının iletişim açısından önemli olduğunu ancak gazetecilik ile içerik üreticiliğinin birbirinden ayrılması gerektiğini ifade etti. Tokmak, dijital dönüşümün fırsatlarının değerlendirilmesi gerektiğini ancak gazeteciliğin temel değerlerinin korunmasının şart olduğunun altını çizerek, “Teknoloji ve sosyal medya, iletişim dünyasına önemli katkılar sağlamaktadır. Ancak içerik üretmek ile gazetecilik yapmak arasında önemli bir fark vardır. Gazetecilik; doğrulama, araştırma, etik sorumluluk ve kamu yararı temelinde yürütülen bir meslektir. Dijital dönüşüme uyum sağlarken gazeteciliğin temel ilkelerinden taviz verilmemelidir” dedi. “YEREL BASIN KENTLERİN HAFIZASIDIR” Yerel basının toplumdaki rolüne dikkat çeken Tokmak, yerel gazeteciliğin desteklenmesinin önemine vurgu yaptı. Yerel basının ekonomik ve yapısal sorunlarının çözülmesi gerektiğini belirten Tokmak, genç gazetecilerin mesleğe kazandırılmasının da önemli olduğunu ifade ederek; “Yerel basın, bir kentin hafızasıdır. Kentte yaşanan gelişmeleri takip eden, vatandaşın sorunlarını gündeme taşıyan ve kamu yararı doğrultusunda görev yapan yerel gazeteciler önemli bir sorumluluk üstlenmektedir. Güçlü bir yerel basın için meslektaşlarımızın desteklenmesi, genç gazetecilerin yetişmesi ve gazetecilik mesleğinin geleceğe hazırlanması gerekiyor” diye konuştu. “GERÇEĞİN PEŞİNDE KOŞAN TÜM MESLEKTAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ” Denizli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Özkan Tokmak; 24 Temmuz’un gazetecilerin dayanışma ve mesleki sorumluluklarını hatırladığı önemli bir gün olduğunu söyledi. Tüm meslektaşlarının Basın Bayramı’nı kutlayan Tokmak; “Gazetecilik, büyük emek ve sorumluluk isteyen onurlu bir meslektir. Halkın haber alma hakkı için çalışan, gerçeğin peşinde koşan, mesleğinin etik değerlerini koruyan tüm meslektaşlarımızın 24 Temmuz Basın Bayramı’nı kutluyorum. Temennimiz; özgür, güçlü, saygınlığı korunmuş ve mesleki standartları belirlenmiş bir basın ortamının oluşturulmasıdır” dedi.

24 Temmuz 2026

Başkan Çavuşoğlu’ndan 24 Temmuz Mesajı “Gazetecilik, Demokrasinin Vicdanıdır”

Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, halkın doğru ve tarafsız bilgiye ulaşmasının ancak özgür basınla mümkün olacağını belirterek, gazetecilerin demokrasinin sesi ve vicdanı olduğunu söyledi. Basında sansürün ilk kez kaldırıldığı 24 Temmuz 1908’in üzerinden geçen 118 yılda, özgür basının öneminin her geçen gün daha da arttığına dikkat çeken Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, kamuoyunun tarafsız ve doğru bilgiye ulaşma hakkının vazgeçilemez olduğunu belirtti. Başkan Çavuşoğlu mesajında, günümüzde basın mensuplarının karşı karşıya kaldığı sosyo-ekonomik baskılara ve mesleki zorluklara değinerek, “Bundan 118 yıl önce yaşananlar, gazetelerin ve kalemlerin özgürleşmesi yolunda atılmış tarihi bir adımdır. Gazetecilik sadece bir meslek değil; kamunun hakkını gözeten, denetleyen, gerçekleri unutturmayan toplumsal bir vicdandır. Kalemini halkın doğruluk hakkı için kullanan her bir basın emekçisi, demokrasimizin en güçlü teminatıdır” ifadelerini kullandı. “Gelişmiş bir Denizli, güçlü bir yerel basınla mümkündür” Denizli’de görev yapan basın mensuplarının kentin gelişimi, sorunların dile getirilmesi ve ortak aklın tesis edilmesindeki rolüne işaret eden Başkan Çavuşoğlu, “Denizli’mizin geleceğini inşa ederken, kentimizin sesini Türkiye’ye ve dünyaya duyuran yerel basınımızın varlığını son derece kıymetli buluyoruz. Şehrimizde yaşanan her gelişmeyi, gece gündüz demeden halkımıza ulaştıran gazetecilerimiz, yerel yönetim olarak bizlerin de en önemli paydaşları arasındadır. Eleştiriden korkmayan, tam aksine yapıcı eleştiriyi gelişimin bir anahtarı olarak gören bir anlayışla; basınımızın özgürce görev yapabileceği, emeğinin karşılığını alabildiği bir iklimi desteklemeyi sürdüreceğiz” dedi. “Gerçeklerin karartılmadığı bir gelecek idealimizdir” Tüm basın çalışanlarına teşekkür eden Başkan Çavuşoğlu, mesajını şu sözlerle tamamladı: “Sansürsüz, baskısız, kalemlerin özgürce işlediği ve gazetecilerin yalnızca mesleklerini yaptıkları için mağdur edilmediği bir Türkiye hedefi doğrultusunda mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle, meslek ahlakı ve etik ilkelerden ödün vermeden görev yapan tüm basın emekçilerimizin 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı yürekten kutluyorum. Görevi başında ya da görevi nedeniyle hayatını kaybeden tüm basın şehitlerimizi ve aramızdan ayrılan usta gazetecilerimizi rahmet ve saygıyla anıyor, tüm basın mensuplarımıza başarılar diliyorum.”

23 Temmuz 2026

Merkez Bankası Politika Faizini Dördüncü Kez Yüzde 37’De Sabit Tuttu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu'nun temmuz ayı toplantısı bugün gerçekleştirildi. Piyasanın genel beklentisi, politika faizinin mevcut seviyesinde korunacağı, olası faiz indiriminin ise Eylül-Ekim dönemine ötelenebileceği yönündeydi. Merkez Bankası da beklentilere paralel bir karar alarak politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Böylece ocakayında yüzde 38'den yüzde 37'ye indirilen politika faizi, dördüncü kez üst üste aynı seviyede kaldı. Enflasyonla Mücadelede Ortak Sorumluluk ve Eşgüdüm Önem Taşıyor Enflasyonla mücadelenin kamu, reel sektör ve tüm ekonomik aktörlerin ortak sorumluluğuyla kararlılıkla sürdürülmesi büyük önem taşıyor. Enflasyonda kalıcı iyileşmenin sağlanmasıyla birlikte para politikasında oluşacak normalleşme sürecinin, ihracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak adımlarla desteklenmesini bekliyoruz.  Üretim ve İhracat İçin Finansman Kanalları Desteklenmeli Bu kapsamda, ihracatçı firmalara yönelik kredi kullandırım sınırlamalarının gözden geçirilmesi, ticari krediye erişimin kolaylaştırılması, Eximbank kaynaklarının artırılması ve reeskont kredilerinin daha etkin kullandırılmasının üretim, yatırım ve ihracatımıza önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum. İhracatçımızın küresel pazarlardaki rekabet gücünü koruyabilmesi için uygun maliyetli ve erişilebilir finansman imkânlarının güçlendirilmesi büyük önem taşıdığını vurgulamak istiyorum. Enflasyon kalıcı şekilde kontrol altına alınmadan üretimde, ihracatta ve sanayide yeniden güçlü bir rekabet gücü yakalamak kolay görünmüyor. Fiyat istikrarı; yatırımın, öngörülebilirliğin ve sürdürülebilir büyümenin en önemli temellerinden birini oluşturuyor. Enflasyonun kalıcı olarak düşmesiyle birlikte üretim gücümüzün artacağına, ihracatımızın yeniden daha rekabetçi bir konuma ulaşacağına ve ülkemizin ekonomik potansiyelini çok daha güçlü şekilde ortaya koyacağına inanıyorum. Güçlü üretim, güçlü ihracat ve güçlü Türkiye'nin yolu kalıcı fiyat istikrarından geçiyor. Kalıcı Fiyat İstikrarı ve Uygun Finansman Birlikte Ele Alınmalı Bununla birlikte ihracatçılarımız yalnızca dış pazarlardaki rekabet koşullarıyla değil, aynı zamanda yüksek finansman maliyetleriyle de mücadele ediyor. Pazartesi günü kamuoyuyla paylaşılan İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025 verileri de mevcut ekonomik görünümün reel sektör üzerindeki etkilerini açık şekilde ortaya koyuyor. Sanayicinin oluşturduğu faaliyet kârının yaklaşık %87’si finansman giderlerine ayrılırken; işletmeler yatırım, üretim, teknoloji ve ihracata yönlendirebilecekleri kaynakların önemli bir bölümünü finansman maliyetleri için kullanmak durumunda kalıyor. Finansman giderlerinin ulaştığı seviyeler, elde edilen kazancın büyük ölçüde finansman maliyetleri tarafından eritildiğini gösteriyor. Bu tablonun, yüksek finansman maliyetlerinin üretim kapasitesi, yatırım iştahı ve uluslararası rekabet gücü üzerindeki baskısını somut verilerle ortaya koyduğunu ifade edebilirim. Küresel ekonomide jeopolitik gelişmelerin belirsizlikleri artırdığı ve uluslararası rekabetin her geçen gün yoğunlaştığı bir dönemde yüksek finansman maliyetleri; işletme sermayesini, yatırım kararlarını ve firmalarımızın rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Bu nedenle enflasyonla mücadele sürerken, ihracatçının uygun koşullarda finansmana erişimini destekleyecek mekanizmaların da güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. İhracatçılarımız mevcut küresel zorluklara rağmen üretmeye, istihdam sağlamaya ve ülkemize döviz kazandırmaya devam ediyor. Bu başarının sürdürülebilmesi için enflasyonun kalıcı şekilde kontrol altına alınması, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve öngörülebilir ekonomi politikalarının kararlılıkla uygulanması büyük önem taşıyor. Enflasyonda kalıcı iyileşmenin sağlanması ve fiyat istikrarı ile üretim ve ihracatı destekleyen politikaların birlikte yürütülmesinin para politikasında başlayacak normalleşme sürecinin yatırımı, üretimi ve ihracatı destekleyen bir zemini beraberinde getireceğine inanıyorum. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu'nun temmuz ayı toplantısı bugün gerçekleştirildi. Piyasanın genel beklentisi, politika faizinin mevcut seviyesinde korunacağı, olası faiz indiriminin ise Eylül-Ekim dönemine ötelenebileceği yönündeydi. Merkez Bankası da beklentilere paralel bir karar alarak politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. Böylece ocakayında yüzde 38'den yüzde 37'ye indirilen politika faizi, dördüncü kez üst üste aynı seviyede kaldı. Enflasyonla Mücadelede Ortak Sorumluluk ve Eşgüdüm Önem Taşıyor Enflasyonla mücadelenin kamu, reel sektör ve tüm ekonomik aktörlerin ortak sorumluluğuyla kararlılıkla sürdürülmesi büyük önem taşıyor. Enflasyonda kalıcı iyileşmenin sağlanmasıyla birlikte para politikasında oluşacak normalleşme sürecinin, ihracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak adımlarla desteklenmesini bekliyoruz.  Üretim ve İhracat İçin Finansman Kanalları Desteklenmeli Bu kapsamda, ihracatçı firmalara yönelik kredi kullandırım sınırlamalarının gözden geçirilmesi, ticari krediye erişimin kolaylaştırılması, Eximbank kaynaklarının artırılması ve reeskont kredilerinin daha etkin kullandırılmasının üretim, yatırım ve ihracatımıza önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum. İhracatçımızın küresel pazarlardaki rekabet gücünü koruyabilmesi için uygun maliyetli ve erişilebilir finansman imkânlarının güçlendirilmesi büyük önem taşıdığını vurgulamak istiyorum. Enflasyon kalıcı şekilde kontrol altına alınmadan üretimde, ihracatta ve sanayide yeniden güçlü bir rekabet gücü yakalamak kolay görünmüyor. Fiyat istikrarı; yatırımın, öngörülebilirliğin ve sürdürülebilir büyümenin en önemli temellerinden birini oluşturuyor. Enflasyonun kalıcı olarak düşmesiyle birlikte üretim gücümüzün artacağına, ihracatımızın yeniden daha rekabetçi bir konuma ulaşacağına ve ülkemizin ekonomik potansiyelini çok daha güçlü şekilde ortaya koyacağına inanıyorum. Güçlü üretim, güçlü ihracat ve güçlü Türkiye'nin yolu kalıcı fiyat istikrarından geçiyor. Kalıcı Fiyat İstikrarı ve Uygun Finansman Birlikte Ele Alınmalı Bununla birlikte ihracatçılarımız yalnızca dış pazarlardaki rekabet koşullarıyla değil, aynı zamanda yüksek finansman maliyetleriyle de mücadele ediyor. Pazartesi günü kamuoyuyla paylaşılan İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025 verileri de mevcut ekonomik görünümün reel sektör üzerindeki etkilerini açık şekilde ortaya koyuyor. Sanayicinin oluşturduğu faaliyet kârının yaklaşık %87’si finansman giderlerine ayrılırken; işletmeler yatırım, üretim, teknoloji ve ihracata yönlendirebilecekleri kaynakların önemli bir bölümünü finansman maliyetleri için kullanmak durumunda kalıyor. Finansman giderlerinin ulaştığı seviyeler, elde edilen kazancın büyük ölçüde finansman maliyetleri tarafından eritildiğini gösteriyor. Bu tablonun, yüksek finansman maliyetlerinin üretim kapasitesi, yatırım iştahı ve uluslararası rekabet gücü üzerindeki baskısını somut verilerle ortaya koyduğunu ifade edebilirim. Küresel ekonomide jeopolitik gelişmelerin belirsizlikleri artırdığı ve uluslararası rekabetin her geçen gün yoğunlaştığı bir dönemde yüksek finansman maliyetleri; işletme sermayesini, yatırım kararlarını ve firmalarımızın rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Bu nedenle enflasyonla mücadele sürerken, ihracatçının uygun koşullarda finansmana erişimini destekleyecek mekanizmaların da güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. İhracatçılarımız mevcut küresel zorluklara rağmen üretmeye, istihdam sağlamaya ve ülkemize döviz kazandırmaya devam ediyor. Bu başarının sürdürülebilmesi için enflasyonun kalıcı şekilde kontrol altına alınması, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve öngörülebilir ekonomi politikalarının kararlılıkla uygulanması büyük önem taşıyor. Enflasyonda kalıcı iyileşmenin sağlanması ve fiyat istikrarı ile üretim ve ihracatı destekleyen politikaların birlikte yürütülmesinin para politikasında başlayacak normalleşme sürecinin yatırımı, üretimi ve ihracatı destekleyen bir zemini beraberinde getireceğine inanıyorum.

23 Temmuz 2026

Dto, Denizli İmalat Sanayinin Skdm Uyum Raporunu Tamamladı

Başkan Erdoğan, DTO’da göreve gelir gelmez başlattığı yenilikleri devam ettiriyor… Aydın'da gerçekleştirilen bölgesel kalkınma, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir üretim gündemi değerlendirildi. Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı ve Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Erdoğan, toplantıda Denizli İmalat Sanayinde Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması Uyum Raporu’nu tamamladıklarını açıkladı. Denizli’nin SKDM Uyum Puanı, 100 üzerinden 42,1 olarak belirlendiğini duyurdu. Denizli Ticaret Odası'nın yeşil dönüşüm çalışmalarını kurumsal bir yapıya kavuşturacağını söyleyen Başkan Erdoğan, GEKA yönetim kurulu üyelerine Denizli’deki firmalara tek noktadan hizmet verecek bir Yeşil Dönüşüm ve SKDM Ofisi kurduklarını müjdeledi. Denizli Ticaret Odası (DTO) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, bölgenin ekonomik kalkınmasına katkı sağlayacak projeler, yatırım, üretim, ihracat, turizm ve sürdürülebilir kalkınma çalışmaları ile iller arasındaki iş birliğini güçlendirecek konuların ele alındığı GEKAYönetim Kurulu Toplantısı'nın ardından değerlendirmelerde bulundu.Başkan Erdoğan, Güney Ege'nin geleceği için ortak akıl anlayışıyla çalışmaya devam ettiklerini belirterek, tüm dünyada olduğu gibi bölgesel kalkınmanın da sürdürülebilir üretim ve yeşil dönüşüm ekseninde şekilleneceğini ifade etti. Başkan Erdoğan: "Yeşil Dönüşüm Artık Ticari Bir Zorunluluk" Başkan Erdoğan, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile sanayide yeni bir döneme girildiğini belirterek, Denizli Ticaret Odası'nın bu alandaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü söyledi. DTO ile Güney Ege Kalkınma Ajansı’nın Teknik Destek Programı iş birliğinde hazırlanan Denizli İmalat Sanayinde Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması Uyum Raporu’nun, Denizli sanayisinin yeşil dönüşüm yolculuğuna önemli veriler sunduğunu ifade eden Başkan Erdoğan, raporlarının tekstil, ana metal ve makine sektörlerinin mevcut durumunu ortaya koyduğunu kaydetti. Denizli’nin SKDM Uyum Puanı 42,1 Olarak Belirlendi Rapora göre Denizli sanayisinin genel SKDM uyum puanının 100 üzerinden 42,1 olduğunu belirten Erdoğan, bu sonucun sanayinin özellikle emisyon ölçümü, doğrulama, belgelendirme, dijital veri takibi ve kurumsal adaptasyon alanlarında gelişime ihtiyaç duyduğunu gösterdiğini de söyledi. Ayrıca, sektörler arasında farklı hazırlık seviyeleri bulunduğunu dile getiren Başkan Erdoğan, ana metal sektörünün 50,1 puanla ilk sırada yer aldığını, tekstil sektörünün 43,1 puana ulaştığını, makine sektörünün ise 33,3 puanla en fazla desteğe ihtiyaç duyan sektör olarak öne çıktıklarını ifade etti. Erdoğan, sanayicilerin SKDM konusunda bilgi sahibi olduğunu ancak bu bilgiyi kurumsal uygulamalara dönüştürme noktasında önemli eksiklikler bulunduğunu belirterek, özellikle doğrulanabilir karbon verisi üretimi konusunda kapasitenin artırılması gerektiğini vurguladı. Başkan Erdoğan: “Yeşil Dönüşüm ve SKDM Ofisi Kurduk” Denizli Ticaret Odası'nın yeşil dönüşüm çalışmalarını kurumsal bir yapıya kavuşturacağını belirten Başkan Erdoğan, kurumlarının bünyesinde firmalara tek noktadan hizmet verecek Denizli Yeşil Dönüşüm ve SKDM Ofisi’ni kurduklarını duyurdu. Kurulacak ofis aracılığıyla firmalara SKDM Check-Up hizmetleri, ürün karbon ayak izi çalışmaları, sektörel raporlama desteği, teknik danışmanlık ve yeşil dönüşüm yol haritalarının hazırlanması gibi birçok alanda destek verildiğini de ifade eden Erdoğan, amaçlarının Denizli sanayisinin uluslararası rekabet gücünü korumak olduğunun altını çizdi. Başkan Erdoğan: Sürdürülebilirlik Merkezleri ile Yeşil Dönüşüm Projemiz Devam Ediyor Başkan Erdoğan, Denizli Ticaret Odası'nın; Uşak Ticaret ve Sanayi Odası, Bilecik Ticaret ve Sanayi Odası ile Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası’nın ortaklığıyla ve TOBB ve EUROCHAMBRES iş birliğiyle yürütülen Sürdürülebilirlik Merkezleri ile Yeşil Dönüşüm Projesi’ni de başarıyla sürdürdüğünü belirtti. Proje kapsamında KOBİ'lerin yeşil dönüşüm süreçlerine uyum sağlaması, karbon ayak izi yönetimi konusunda bilgi ve uygulama kapasitesi kazanması, enerji ve kaynak verimliliğini artırması ile Avrupa Birliği (AB) pazarındaki rekabet gücünü korumasının hedeflendiğini kaydetti. Denizli'de belirlenen kriterleri sağlayan 10 KOBİ ile mentörlük ve danışmanlık çalışmalarının devam ettiğini ifade etti. Başkan Erdoğan: "Yeşil Dönüşümü Bir Fırsat Olarak Görüyoruz" Son olarak yeşil dönüşümün yalnızca çevresel bir yükümlülük olmadığını vurgulayan Başkan Erdoğan, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: "Avrupa Birliği pazarındaki rekabet gücümüzü koruyabilmek için, yeşil dönüşümü zorunluluktan öte önemli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Üyelerimizin karbon yönetimi kapasitelerini geliştirmeleri, yeni pazarlara erişimlerini kolaylaştırmaları ve sürdürülebilir üretim anlayışını güçlendirmeleri için çalışmalarımızı kararlılıkla devam ettiriyoruz. Güney Ege'nin kalkınması için ortak akıl ve güçlü iş birliğiyle üretmeye, yatırım yapmaya ve bölgemize değer katacak projeleri hayata geçiriyoruz."

Devam