Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
16 Ekim 2026 Cuma
Ekonomi Haberleri
13 Ekim 2026

“Oyak Çimento’ya Döngüsel Ekonomi Dönüşümü Ödülü”

Türkiye çimento ve beton sektörünün lideri OYAK Çimento, sürdürülebilirlik odaklı yenilikçi uygulamalarına ve başarılarına bir yenisini daha ekledi. Şirket, entegre çimento fabrikalarında alternatif yakıt kullanımını artırarak fosil yakıt bağımlılığını azaltmayı ve ekonomik değeri olmayan atıkları enerji geri kazanımı yoluyla döngüsel ekonomiye kazandırmayı hedefleyen "red-5C Isıl Dönüşüm" projesi ile Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde “Döngüsel Ekonomi Dönüşümü” kategorisinde ödülün sahibi oldu. “Geleceğin sürdürülebilir üretim modelini inşa ediyoruz” Kazandıkları ödül ve projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan OYAK Çimento Alternatif Kaynak ve Çevre Direktörü Galip Tekiner, şunları söyledi: “OYAK Çimento olarak ‘Türkiye’nin en çevreci çimento markası’ olma vizyonumuz ve Net-Zero taahhüdümüz doğrultusunda, kaynakların verimli kullanımını ve döngüsel ekonomi yaklaşımını odağımıza alıyoruz. ‘red-5C Isıl Dönüşüm’ projemizle yalnızca fabrikalarımızdaki fosil yakıt bağımlılığını azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda ekonomik değeri olmayan atıkları enerji geri kazanımıyla üretime dahil ederek sanayiye ve çevremize katma değer sağlıyoruz. Isıl yer değiştirme oranlarında Türkiye ortalamasını ikiye katlayan performansımızın Sürdürülebilir İş Ödülleri gibi saygın bir platformda ‘Döngüsel Ekonomi Dönüşümü’ ödülüyle takdir edilmesi, sürdürülebilirlik yolculuğumuzda ortaya koyduğumuz kararlılığın güçlü bir göstergesidir. Daha sürdürülebilir bir gelecek ve düşük karbonlu üretim hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı kesintisiz sürdüreceğiz.” Rakamlarla “red-5C Isıl Dönüşüm” projesinin kazanımları Proje kapsamında Adana, Ankara, Aslan, Bolu, Denizli, Mardin ve Ünye’deki 7 entegre çimento fabrikasında hayata geçirilen alternatif yakıt hazırlama ve besleme tesisleri, modernizasyon, altyapı ve dijital izleme yatırımları sayesinde OYAK Çimento genelinde alternatif yakıt kullanım oranı %6 dan yaklaşık %30 ısıl yer değiştirme oranına ulaşılarak Türkiye ortalamasının iki katından fazla bir performans sergilendi. Yürütülen dönüşüm çalışmaları sonucunda 700 bin tondan fazla atık döngüsel ekonomi kapsamında ekonomiye kazandırılırken, 300 bin tona yakın fosil yakıt ikamesi sağlanarak doğal kaynak tüketimi minimize edilerek fosil yakıt kullanımı azaltılmıştır.  Biyobozunur içeriği yüksek biyokütle içerikli alternatif yakıt kullanımı ve verimlilik hamleleriyle 450 bin tonu aşkın CO² emisyon azaltımı gerçekleştirilerek atıkların düzenli depolama alanlarına gitmesi engellenerek ekopnomiye kazandırılmış, ülkenin dövizinin yurt dışına gitmesi engellenerek  çevresel etkileri minimize edildi. CIMPOR / OYAK Çimento Hakkında: Türkiye Çimento ve Beton sektöründe ilklerin temsilcisi olan OYAK Çimento, bugün geldiği noktada güçlü finansal performansı, sürdürülebilirlik odaklı stratejileri ve yenilikçi uygulamaları ile endüstrinin en dikkat çeken oyuncuları arasında yer alıyor. Bir yandan Türkiye pazarındaki lider konumunu sürdürürken, geleceğe yönelik daha da büyük hedefleri doğrultusunda kararlılıkla ilerliyor. Küresel çimento ihtiyacını analiz ederek yeni pazarlara yatırım yapma, yenilikçilik anlayışı ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlama hedefi, şirketteki bu büyük dönüşümün temelini oluşturuyor. Portekiz'in en köklü yapı malzemeleri markalarından biri ve sektör lideri CIMPOR Global Holdings’in Portekiz ve Cape Verde operasyonlarının 2019 yılında OYAK Çimento tarafından satın alınması, OYAK Çimento'nun uluslararası arenadaki ilk önemli adımlarından biriydi. 2024 ise CIMPOR ve OYAK Çimento için küresel çimento devi TCC Group Holdings çatısı altında güçlerini birleştirerek tarihi adım attıkları bir yıl oldu. Bu birleşme sonrasında, dünya çimento sektöründe (Çin hariç) 3. büyük çimento üreticisi konumuna gelen TCC Group altında faaliyet göstermeye başlayan ve küresel pazarlardaki konumunu daha da güçlendiren bir marka haline gelen CIMPOR, Türkiye inşaat ve yapı malzemeleri sektöründe OYAK Çimento markası ile faaliyet gösteriyor. CIMPOR markasıyla dünya arenasında daha da güçlü bir şekilde ilerleyen şirket, bu yeni dönemde büyümeye, gelişmeye, çevreye duyarlılık ve daha yüksek ürün kalitesi prensipleri doğrultusunda sektörde fark yaratmaya devam ediyor. 

12 Ekim 2026

Oyak Çimento’ya “Döngüsel Ekonomi Dönüşümü” Ödülü

OYAK Çimento, entegre çimento fabrikalarında hayata geçirdiği "red-5C Isıl Dönüşüm" projesi ile Sürdürülebilir İş Ödülleri’nin "Döngüsel Ekonomi Dönüşümü" kategorisinde ödüle layık görüldü. Türkiye çimento ve beton sektörünün lideri OYAK Çimento, sürdürülebilirlik odaklı yenilikçi uygulamalarına ve başarılarına bir yenisini daha ekledi. Şirket, entegre çimento fabrikalarında alternatif yakıt kullanımını artırarak fosil yakıt bağımlılığını azaltmayı ve ekonomik değeri olmayan atıkları enerji geri kazanımı yoluyla döngüsel ekonomiye kazandırmayı hedefleyen "red-5C Isıl Dönüşüm" projesi ile Sürdürülebilir İş Ödülleri’nde “Döngüsel Ekonomi Dönüşümü” kategorisinde ödülün sahibi oldu. “Geleceğin sürdürülebilir üretim modelini inşa ediyoruz” Kazandıkları ödül ve projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan OYAK Çimento Alternatif Kaynak ve Çevre Direktörü Galip Tekiner, şunları söyledi: “OYAK Çimento olarak ‘Türkiye’nin en çevreci çimento markası’ olma vizyonumuz ve Net-Zero taahhüdümüz doğrultusunda, kaynakların verimli kullanımını ve döngüsel ekonomi yaklaşımını odağımıza alıyoruz. ‘red-5C Isıl Dönüşüm’ projemizle yalnızca fabrikalarımızdaki fosil yakıt bağımlılığını azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda ekonomik değeri olmayan atıkları enerji geri kazanımıyla üretime dahil ederek sanayiye ve çevremize katma değer sağlıyoruz. Isıl yer değiştirme oranlarında Türkiye ortalamasını ikiye katlayan performansımızın Sürdürülebilir İş Ödülleri gibi saygın bir platformda ‘Döngüsel Ekonomi Dönüşümü’ ödülüyle takdir edilmesi, sürdürülebilirlik yolculuğumuzda ortaya koyduğumuz kararlılığın güçlü bir göstergesidir. Daha sürdürülebilir bir gelecek ve düşük karbonlu üretim hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı kesintisiz sürdüreceğiz.” Rakamlarla “red-5C Isıl Dönüşüm” projesinin kazanımları Proje kapsamında Adana, Ankara, Aslan, Bolu, Denizli, Mardin ve Ünye’deki 7 entegre çimento fabrikasında hayata geçirilen alternatif yakıt hazırlama ve besleme tesisleri, modernizasyon, altyapı ve dijital izleme yatırımları sayesinde OYAK Çimento genelinde alternatif yakıt kullanım oranı %6 dan yaklaşık %30 ısıl yer değiştirme oranına ulaşılarak Türkiye ortalamasının iki katından fazla bir performans sergilendi. Yürütülen dönüşüm çalışmaları sonucunda 700 bin tondan fazla atık döngüsel ekonomi kapsamında ekonomiye kazandırılırken, 300bin tona yakın fosil yakıt ikamesi sağlanarak doğal kaynak tüketimi minimize edilerek fosil yakıt kullanımı azaltılmıştır. Biyobozunur içeriği yüksek biyokütle içerikli alternatif yakıt kullanımı ve verimlilik hamleleriyle 450 bin tonu aşkın CO² emisyon azaltımı gerçekleştirilerek atıkların düzenli depolama alanlarına gitmesi engellenerek ekopnomiye kazandırılmış, ülkenin dövizinin yurt dışına gitmesi engellenerek  çevresel etkileri minimize edildi.

9 Ekim 2026

Yeni Partili Şeref Arpacı’dan Fon Krizi Çıkışı: “Türkiye Yüzyılı’nın Vurgunu, Türkiye Yüzyılı’nın Soygunudur”

YENİ Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’nda fon krizi üzerinden iktidarı eleştirdi. Krizin Türk ekonomisine verdiği zararın 90 milyar doları geçtiğini belirten Arpacı, olayın bütün yönleriyle araştırılması için Meclis araştırma komisyonu kurulmasını istedi. Arpacı, “Hırsız ile bekçi soygunu beraber yaptınız. Çoban köpeği ile kurt kuzuyu birlikte yemiştir” sözleriyle iktidara yüklendi. YENİ Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’nda İYİ Parti’nin fon krizinin araştırılması amacıyla verdiği önerge üzerine konuştu. Fon krizinin Türkiye ekonomisine duyulan güveni derinden sarstığını belirten Arpacı, iktidarın yaşananlardan sorumlu olduğunu söyledi. “Atayan AKP'li, atanan AKP'li, soyan AKP'li, soyulan AKP'li” Ekonominin temelinde güvenin bulunduğunu vurgulayan Arpacı, iktidarın bu güveni yeniden tesis edemeyeceğini söyledi. Arpacı, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Ekonominin temel unsuru güvendir ve Türk ekonomisine güven en derinden sarsılmıştır arkadaşlar. Bu güveni sizler, politika kurullarınız, denetçileriniz, danışmanlarınız tekrardan sağlayamazsınız; neden? Atayan AKP'li, atanan AKP'li, soyan AKP'li, soyulan AKP'li, göz göre göre gelen bu tehlikeye göz yuman AKP'lidir de ondan.” Fon krizinde siyasi sorumluluğun araştırılması gerektiğini belirten Arpacı, iktidar çevrelerinden çok sayıda ismin olayla bağlantılı olduğunu ifade etti. Arpacı, “Bu işin içinde Bakanlarınız, Genel Başkan Yardımcılarınız, parti sözcünüz, aile bireyleriniz, Cumhurbaşkanının direkt atadığı bürokratların hepsi vardır ve bu liste hepinizin elinde, Cumhurbaşkanının masasının üzerindedir” dedi. “Hırsız ile bekçi soygunu beraber yaptınız” Fon krizinin münferit bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Arpacı, Meclis bünyesinde acilen araştırma komisyonu kurulması çağrısında bulundu. Arpacı, “Hırsız ile bekçi soygunu beraber yaptınız. Çoban köpeği ile kurt kuzuyu birlikte yemiştir. Bu komisyon bu Meclisin çatısı altında acilen kurulmalıdır. At izini it izinden ayıracak olan bu komisyondur arkadaşlar” diye konuştu. Arpacı, krizin boyutlarının küçümsenerek sorumluluktan kaçınılamayacağını belirterek şöyle devam etti: “Bu iş ‘Bu iş Türk finans sisteminin bir bölümünün küçük bir parçasında yaşanmıştır.’ diyemeyeceğiniz kadar da büyüktür. Türkiye Yüzyılı'nın vurgunu, Türkiye Yüzyılı'nın soygunudur.” “Bu fonda bir günde buharlaşan tutar EYT'nin bir yıllık maliyetinden daha büyüktür” İktidarın ekonomi yönetimini de hedef alan Arpacı, fon krizinin yol açtığını öne sürdüğü ekonomik kaybı EYT ve depremin maliyetiyle karşılaştırdı. Arpacı “Üç buçuk senedir burada berbat ekonomi yönetiminizin ayıplarını örtmek için EYT'ye ve depremin ekonomik büyüklüğüne sığındınız. Bu fonda bir günde buharlaşan tutar EYT'nin bir yıllık maliyetinden daha büyüktür. Küçümseyerek bu işin içinden çıkamazsınız. Depremin toplam zararı 100 milyar dolarken bu vurgunun, bu soygunun Türk ekonomisine zararı 90 milyar doları geçmiştir” dedi. Krizin henüz bütün boyutlarıyla ortaya çıkmadığını savunan Arpacı, “Titanik buz dağına çarptı arkadaşlar, gemide kocaman bir delik açıldı, buz dağının görünen kısmı belli, her gün açıklıyoruz, görünmeyen kısmında da iliklerine kadar AK kadrolar vardır” diye konuştu. “KOBİ'lerin ne suçu vardı?” Fon krizinin küçük ve orta ölçekli işletmeleri de ağır biçimde etkilediğini belirten Arpacı, hükümetin vergi politikalarıyla yatırımcıları riskli fonlara yönlendirdiğini ifade etti. Arpacı, para piyasası fonlarına stopaj uygulanırken serbest fonlar ve hisse senedi fonlarına aynı uygulamanın getirilmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “En kötüsü, siz göz göre göre gelen bu tehlikeye rağmen, bunu bilmenize rağmen, hiçbir şey yapmadığınız gibi, şirketleri kurumsal firmaları bu serbest fonlara ve hisse senedi fonlarına girmesi için daha da destek verdiniz, daha da teşvik verdiniz. Eylülün ilk haftası daha güvenli olan para piyasası fonlarına stopaj getirdiniz, serbest fonlara ve hisse senedi fonlarına stopaj getirmediniz yani insanları bile bile daha da bataklığa sürüklediniz. Ya, size soruyorum: Ne günahı vardı, 3 milyonunu, 5 milyonunu, işletme sermayesini, işçinin maaşını enflasyona eritmemek için orada tutan KOBİ'lerin ne suçu vardı?” Fon krizinin işletmelerin ödeme gücünü tehdit ettiğini ifade eden Arpacı, yaşananların ekonomik sonuçlarına dikkat çekti. Arpacı, “Herkesin 250 milyon lira unuttuğu bir köşede parası yok ki. İnsanlar çek ödeyemeyecek, maaşını ödeyemeyecek kurumlar var şu anda maalesef” dedi. “Küçük yatırımcının biriktirdiği paraları iç ettiniz” Küçük yatırımcıların birikimlerinin de zarar gördüğünü söyleyen Arpacı, “Sizde gerçekten vicdan yoktu, biri bin yaptınız, yetmedi; küçük yatırımcının biriktirdiği paraları iç ettiniz, yetmedi; 27 daire parası 367 daire oldu, yetmedi; şimdi, nefsine yenilenler, şeytana uyanlar bu paraları geri ödesin diye bekliyorsunuz” diye konuştu. Arpacı’dan mal varlıklarına el konulması çağrısı Fon krizinde sorumluluğu bulunanların yargı önüne çıkarılmasını isteyen Arpacı, olayla bağlantılı kişilerin mal varlıklarına el konulması ve ekonomik kaybın geri alınması çağrısında bulundu. Arpacı, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Adalet istiyorsanız, hukuk istiyorsanız, yapacağınız şey açıktır; bu işin içine karışanları, iş birlikçileri sabahın altısında alacaksınız, bütün hepsinin ailelerine, mal varlıklarına el koyacaksınız ve bu paraların en az 2 katını Türkiye ekonomisine, hazineye geri ödemelerini sağlayacaksınız, yoksa bu işin içinden çıkamazsınız.”

9 Ekim 2026

Yeni Partili Şeref Arpacı’dan Fon Krizi Çıkışı: “Türkiye Yüzyılı’nın Vurgunu, Türkiye Yüzyılı’nın Soygunudur”

YENİ Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’nda fon krizi üzerinden iktidarı eleştirdi. Krizin Türk ekonomisine verdiği zararın 90 milyar doları geçtiğini belirten Arpacı, olayın bütün yönleriyle araştırılması için Meclis araştırma komisyonu kurulmasını istedi. Arpacı, “Hırsız ile bekçi soygunu beraber yaptınız. Çoban köpeği ile kurt kuzuyu birlikte yemiştir” sözleriyle iktidara yüklendi. YENİ Parti Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, TBMM Genel Kurulu’nda İYİ Parti’nin fon krizinin araştırılması amacıyla verdiği önerge üzerine konuştu. Fon krizinin Türkiye ekonomisine duyulan güveni derinden sarstığını belirten Arpacı, iktidarın yaşananlardan sorumlu olduğunu söyledi. “Atayan AKP'li, atanan AKP'li, soyan AKP'li, soyulan AKP'li” Ekonominin temelinde güvenin bulunduğunu vurgulayan Arpacı, iktidarın bu güveni yeniden tesis edemeyeceğini söyledi. Arpacı, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Ekonominin temel unsuru güvendir ve Türk ekonomisine güven en derinden sarsılmıştır arkadaşlar. Bu güveni sizler, politika kurullarınız, denetçileriniz, danışmanlarınız tekrardan sağlayamazsınız; neden? Atayan AKP'li, atanan AKP'li, soyan AKP'li, soyulan AKP'li, göz göre göre gelen bu tehlikeye göz yuman AKP'lidir de ondan.” Fon krizinde siyasi sorumluluğun araştırılması gerektiğini belirten Arpacı, iktidar çevrelerinden çok sayıda ismin olayla bağlantılı olduğunu ifade etti. Arpacı, “Bu işin içinde Bakanlarınız, Genel Başkan Yardımcılarınız, parti sözcünüz, aile bireyleriniz, Cumhurbaşkanının direkt atadığı bürokratların hepsi vardır ve bu liste hepinizin elinde, Cumhurbaşkanının masasının üzerindedir” dedi. “Hırsız ile bekçi soygunu beraber yaptınız” Fon krizinin münferit bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Arpacı, Meclis bünyesinde acilen araştırma komisyonu kurulması çağrısında bulundu. Arpacı, “Hırsız ile bekçi soygunu beraber yaptınız. Çoban köpeği ile kurt kuzuyu birlikte yemiştir. Bu komisyon bu Meclisin çatısı altında acilen kurulmalıdır. At izini it izinden ayıracak olan bu komisyondur arkadaşlar” diye konuştu. Arpacı, krizin boyutlarının küçümsenerek sorumluluktan kaçınılamayacağını belirterek şöyle devam etti: “Bu iş ‘Bu iş Türk finans sisteminin bir bölümünün küçük bir parçasında yaşanmıştır.’ diyemeyeceğiniz kadar da büyüktür. Türkiye Yüzyılı'nın vurgunu, Türkiye Yüzyılı'nın soygunudur.” “Bu fonda bir günde buharlaşan tutar EYT'nin bir yıllık maliyetinden daha büyüktür” İktidarın ekonomi yönetimini de hedef alan Arpacı, fon krizinin yol açtığını öne sürdüğü ekonomik kaybı EYT ve depremin maliyetiyle karşılaştırdı. Arpacı “Üç buçuk senedir burada berbat ekonomi yönetiminizin ayıplarını örtmek için EYT'ye ve depremin ekonomik büyüklüğüne sığındınız. Bu fonda bir günde buharlaşan tutar EYT'nin bir yıllık maliyetinden daha büyüktür. Küçümseyerek bu işin içinden çıkamazsınız. Depremin toplam zararı 100 milyar dolarken bu vurgunun, bu soygunun Türk ekonomisine zararı 90 milyar doları geçmiştir” dedi. Krizin henüz bütün boyutlarıyla ortaya çıkmadığını savunan Arpacı, “Titanik buz dağına çarptı arkadaşlar, gemide kocaman bir delik açıldı, buz dağının görünen kısmı belli, her gün açıklıyoruz, görünmeyen kısmında da iliklerine kadar AK kadrolar vardır” diye konuştu. “KOBİ'lerin ne suçu vardı?” Fon krizinin küçük ve orta ölçekli işletmeleri de ağır biçimde etkilediğini belirten Arpacı, hükümetin vergi politikalarıyla yatırımcıları riskli fonlara yönlendirdiğini ifade etti. Arpacı, para piyasası fonlarına stopaj uygulanırken serbest fonlar ve hisse senedi fonlarına aynı uygulamanın getirilmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “En kötüsü, siz göz göre göre gelen bu tehlikeye rağmen, bunu bilmenize rağmen, hiçbir şey yapmadığınız gibi, şirketleri kurumsal firmaları bu serbest fonlara ve hisse senedi fonlarına girmesi için daha da destek verdiniz, daha da teşvik verdiniz. Eylülün ilk haftası daha güvenli olan para piyasası fonlarına stopaj getirdiniz, serbest fonlara ve hisse senedi fonlarına stopaj getirmediniz yani insanları bile bile daha da bataklığa sürüklediniz. Ya, size soruyorum: Ne günahı vardı, 3 milyonunu, 5 milyonunu, işletme sermayesini, işçinin maaşını enflasyona eritmemek için orada tutan KOBİ'lerin ne suçu vardı?” Fon krizinin işletmelerin ödeme gücünü tehdit ettiğini ifade eden Arpacı, yaşananların ekonomik sonuçlarına dikkat çekti. Arpacı, “Herkesin 250 milyon lira unuttuğu bir köşede parası yok ki. İnsanlar çek ödeyemeyecek, maaşını ödeyemeyecek kurumlar var şu anda maalesef” dedi. “Küçük yatırımcının biriktirdiği paraları iç ettiniz” Küçük yatırımcıların birikimlerinin de zarar gördüğünü söyleyen Arpacı, “Sizde gerçekten vicdan yoktu, biri bin yaptınız, yetmedi; küçük yatırımcının biriktirdiği paraları iç ettiniz, yetmedi; 27 daire parası 367 daire oldu, yetmedi; şimdi, nefsine yenilenler, şeytana uyanlar bu paraları geri ödesin diye bekliyorsunuz” diye konuştu. Arpacı’dan mal varlıklarına el konulması çağrısı Fon krizinde sorumluluğu bulunanların yargı önüne çıkarılmasını isteyen Arpacı, olayla bağlantılı kişilerin mal varlıklarına el konulması ve ekonomik kaybın geri alınması çağrısında bulundu. Arpacı, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Adalet istiyorsanız, hukuk istiyorsanız, yapacağınız şey açıktır; bu işin içine karışanları, iş birlikçileri sabahın altısında alacaksınız, bütün hepsinin ailelerine, mal varlıklarına el koyacaksınız ve bu paraların en az 2 katını Türkiye ekonomisine, hazineye geri ödemelerini sağlayacaksınız, yoksa bu işin içinden çıkamazsınız.”

8 Ekim 2026

Denib İngiltere’ye Yönelik Ev Tekstili Sektörel Ticaret Heyeti Düzenliyor

Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB), 6-8 Ekim 2026 tarihleri arasında İngiltere'nin başkenti Londra'da ev tekstili sektörüne yönelik sektörel ticaret heyeti programı gerçekleştiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın destekleriyle, Denizli İhracatçılar Birliği tarafından gerçekleştirilen Ev Tekstili Sektörel Ticaret Heyeti kapsamında 11 firmadan oluşan heyet ile 6 Ekim 2026 Salı günü Brand Licensing Europe ve Independent Hotel Show fuarlarına ziyaret gerçekleştirildi. 7 Ekim 2026 Çarşamba günü ise İngiltere'nin önde gelen ev tekstili satın alımcılarıyla ikili iş görüşmeleri düzenlendi. Programın son gününde, 8 Ekim 2026 Perşembe günü ise ikili iş görüşmelerinde kurulan ticari temasların devamlılığını sağlamak ve yeni iş fırsatlarını değerlendirmek amacıyla firma ziyaretleri gerçekleştirilecek. Sektörel ticaret heyeti programına ilişkin değerlendirmelerde bulunan DENİB Başkanı Osman Uğurlu şunları söyledi: “Ev tekstili sektöründe faaliyet gösteren 11 firmamız, marka sahiplerini, üreticileri ve perakendecileri buluşturan Brand Licensing Europe'da marka lisanslama ve lisanslı ürün geliştirme alanındaki iş birliği olanaklarını inceleme fırsatı buldu. Firmalarımız, ev tekstili ürünlerinin farklı marka ve tasarım yaklaşımlarıyla geliştirilmesine yönelik güncel eğilimleri yerinde takip etti. Ayrıca butik ve lüks otel işletmelerine yönelik ürün ve hizmetleri bir araya getiren Independent Hotel Show ziyaretiyle, konaklama sektörünün ihtiyaçları, otel tekstilindeki beklentiler ve tedarik olanakları değerlendirildi. Böylelikle firmalarımızın hem perakende hem de konaklama sektörüne yönelik pazar çalışmalarını desteklemeyi amaçladık.” DENİB Başkanı Osman Uğurlu: “Üretim Gücümüzü Tasarım ve Markalaşmayla Daha İleri Taşıyoruz” İngiltere’nin Denizli ihracatı açısından güçlü ve önemli bir pazar olduğunu belirten Uğurlu, “2026 yılının ilk 3 çeyreğini değerlendirdiğimizde, Denizli'nin ihracatında ülke bazında lider konumda yer alan İngiltere'ye ihracatımızın yüzde 40,7 artışla 672 milyon dolara ulaştığını görüyoruz. İngiltere'ye tekstil-konfeksiyon ihracatımız ise aynı dönemde yüzde 19 artışla 64 milyon dolar olarak gerçekleşti. Denizli, köklü üretim birikimi ve ev tekstilindeki uzmanlığıyla uluslararası pazarlarda güçlü bir konuma sahip. Bu gücü tasarım, yenilikçi ürün geliştirme ve markalaşmayla daha ileri taşımayı hedefliyoruz. Firmalarımızın alıcılarla doğrudan bir araya gelmesi, pazardaki beklentileri yerinde değerlendirmesi ve ürünlerini bu beklentiler doğrultusunda geliştirmesi, rekabet gücümüzün kalıcı biçimde artırılması açısından önemli. İngiltere'de gerçekleştirdiğimiz bu programla firmalarımızın hem mevcut bağlantılarını güçlendirmelerini hem de yeni iş fırsatları geliştirmelerini amaçlıyoruz. Ev tekstili sektörümüzün ihracat kapasitesini daha yüksek katma değerli ürünler ve yeni iş modelleriyle geliştirmeye yönelik çalışmalarımızı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz. Heyet programının firmalarımız açısından yeni ticari fırsatlara ve kalıcı iş birliklerine vesile olmasını diliyor, programın hayırlı ve bereketli sonuçlar getirmesini temenni ediyorum.” dedi. DENİB Başkan Yardımcısı Cüneyt Demirkan: “İkili İş Görüşmeleriyle Firmalarımızın Ticari Bağlantılarını Geliştiriyoruz” İkili iş görüşmelerinin firmaların yeni ticari bağlantılar kurmaları ve mevcut iş ilişkilerini geliştirmeleri açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten DENİB Başkan Yardımcısı Cüneyt Demirkan, “Sektörel ticaret heyetlerimizi, firmalarımızın hedef pazarlardaki fırsatları yakından tanımalarının yanı sıra doğrudan ticari bağlantılar kurmalarını sağlayan önemli organizasyonlar olarak değerlendiriyoruz. Bu kapsamda gerçekleştirdiğimiz ikili iş görüşmeleriyle firmalarımızı İngiltere'nin önde gelen alıcılarıyla bir araya getirerek ürünlerini, üretim kabiliyetlerini ve koleksiyonlarını doğrudan tanıtma imkânı sağladık. Fuar ziyaretlerimiz de firmalarımız açısından önemli bir gözlem ve değerlendirme fırsatı sundu. Brand Licensing Europe'da marka lisanslama ve lisanslı ürün geliştirme alanındaki gelişmeleri, Independent Hotel Show'da ise özellikle konaklama sektörünün ürün ve tedarik ihtiyaçlarını yakından inceleme imkânı bulduk. Bu ziyaretlerin, firmalarımızın farklı müşteri gruplarının beklentilerini daha iyi anlamalarına ve ürün geliştirme süreçlerine katkı sağlayacağına inanıyoruz. Ev tekstili sektörümüzde sahip olduğumuz üretim kabiliyetini farklı müşteri grupları, yeni pazarlar ve daha yüksek katma değerli ürünlerle buluşturarak ihracatımıza daha fazla değer kazandırmak istiyoruz. Bu doğrultuda firmalarımızın uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü ve rekabet gücünü artırmaya yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Programın hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.

Devam