Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
17 Eylül 2026 Perşembe
Siyaset Haberleri
15 Ağustos 2026

Siyasette “Biz” Diyenlerin İçinde Kaç Tane “Ben” Var

Siyasette çok kullanılan bir söz vardır: “Yol arkadaşlığı…” Peki gerçekten siyasette yol arkadaşlığı var mı? Var. Ama her zaman göründüğü kadar masum ve kalıcı değil. Çünkü siyasette insanlar aynı hedef için yürürken, aynı zamanda aynı koltuğa, aynı makama, aynı adaylığa ve aynı güce talip olabilir. İşte siyasetin en büyük çelişkisi burada başlar. Aynı partinin çatısı altında birbirine “yol arkadaşım” diyen insanlar, şartlar değiştiğinde birbirlerinin en büyük siyasi rakibine dönüşebilir. Bu nedenle siyaseti sadece partiler arasındaki mücadele üzerinden okumak büyük bir yanılgıdır. ASLINDA SİYASİ KAVGA İÇERİDEDİR Dışarıdan baktığınızda AK Parti'nin rakibi CHP'dir. Şimdi ki Yeni Parti. CHP'nin rakibi AK Parti'dir. İYİ Parti'nin rakibi başka bir partidir. Sandıkta elbette böyledir. Fakat parti binasının kapısından içeri girdiğiniz anda denklem değişir. Bir il başkanının en büyük siyasi rakibi başka partinin il başkanı olmayabilir. Kendi partisinde onun koltuğuna talip olan kişi olabilir. Bir milletvekilinin seçimdeki rakibi başka partinin adayıdır. Ama parti listesi hazırlanırken karşısındaki asıl mücadele, aynı listede yer almak isteyen başka bir siyasetçiyle yaşanabilir. Bir belediye başkanının karşısındaki siyasi risk bazen muhalefet değil, kendisinden sonra o koltuğa oturmak isteyen kendi partisindeki isimdir. İşte siyasetin gerçek yüzü biraz da budur. Burada bir ayrım yapmak gerekiyor. Siyasette bütün dostluklar sahte değildir. İnsanlar gerçekten birbirine inanabilir, birlikte mücadele edebilir, yıllarca aynı davanın peşinden gidebilir. Fakat siyasi ilişkilerde bir gerçek hiçbir zaman unutulmamalıdır: Güç dengesi değiştiğinde ilişkilerin biçimi de değişebilir. Bugün aynı fotoğraf karesinde bulunan iki siyasetçi, yarın aynı koltuğa aday olduğunda birbirlerinin rakibi olabilir. Bugün birbirini destekleyen iki isim, yarın liderlik yarışında karşı karşıya gelebilir. Bugün “abi”, “kardeş”, “yol arkadaşı” denilen kişi, yarın “siyasi rakip” olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla siyasette asıl mesele insanların birbirini sevip sevmediği değil; çıkarların, makamların ve siyasi hedeflerin ne zaman kesiştiğidir. KÜRSÜDE DÜŞMAN, YEMEKHANEDE DOST OLMAK NEDEN GARİP DEĞİL? Meclis'te zaman zaman ilginç görüntüler ortaya çıkar. Bir milletvekili kürsüde diğer partinin milletvekilini ağır şekilde eleştirir. Bir süre sonra aynı kişiler Meclis yemekhanesinde aynı masada yemek yer. Kamuoyu bunu görünce şaşırır: “Az önce kavga etmiyorlar mıydı?” Hayır. Çünkü siyasi rekabet ile kişisel ilişki birbirinden farklıdır. Kürsüdeki mücadele çoğu zaman seçmene verilen siyasi mesajdır. Kulisteki ilişki ise siyasetin başka bir boyutudur. Hatta bazen siyasetçinin karşı partideki bir milletvekiliyle iyi ilişkiler kurması, kendi partisindeki güç mücadelesinden daha az riskli olabilir. Çünkü karşı partideki kişi sizin koltuğunuza doğrudan aday değildir. Aynı partideki kişi ise olabilir. İL BAŞKANLIĞI KOLTUĞU NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ? Bir il başkanı düşünün. Görevi başında. Teşkilat onun etrafında şekillenmiş. Milletvekilleriyle, belediye başkanlarıyla, ilçe başkanlarıyla ilişkileri var. Ancak teşkilatın içinde başka bir isim yükseliyor. O kişinin hedefi belli: İl başkanı olmak. İşte o noktada siyasi denklem değişiyor. Artık mesele yalnızca partinin diğer partiyle mücadelesi değildir. İçeride bir başka mücadele başlamıştır: “Kim yönetecek?” Bu mücadele bazen açıkça yapılır. Bazen delegeler üzerinden yürür. Bazen kulislerde konuşulur. Bazen sosyal medya üzerinden mesaj verilir. Bazen de hiçbir şey söylenmez. Ama herkes kimin ne istediğini bilir. MİLLETVEKİLİ İÇİN EN BÜYÜK TEHDİT BAZEN YANINDAKİDİR Siyasette en zor koltuklardan biri milletvekilliğidir. Çünkü milletvekili olmak isteyen insan sayısı, milletvekili yapılacak insan sayısından çok daha fazladır. Mevcut milletvekili yeniden aday olmak ister. Başka bir siyasetçi de aynı listeye girmek ister. Teşkilattan bir isim “Artık sıra bende” der. Belediye başkanı milletvekilliğini düşünür. Eski milletvekili geri dönmek ister. Böylece aynı parti içinde görünmeyen bir yarış başlar. Dışarıdan bakıldığında herkes aynı partinin neferidir. İçeride ise herkesin hesabı farklıdır. İşte siyasetin en büyük ironisi de budur. Aynı rozet, farklı hedefler. TEPEDEKİNE YAKIN OLMAK YETMEZ Siyasette bir başka büyük yanılgı da şudur: “Lidere yakınım, o halde güvendeyim.” Hayır. Siyasette yalnızca tepedeki kişiye yakın olmak yetmez. Çünkü siyasi dengeler değişir. Liderin çevresi değişir. Teşkilat değişir. İttifaklar değişir. Seçim sonuçları değişir. Ve dün vazgeçilmez görülen bir isim, bugün siyasi rakip olarak görülebilir. Bu nedenle siyasette asıl güvence, bir kişinin gölgesinde durmak değil; kendi siyasi ağırlığını oluşturabilmektir. Çünkü sizi bir makamda tutan şey yalnızca bir kişinin desteğiyse, o kişinin fikri değiştiğinde sizin siyasi geleceğiniz de değişir. SİYASETTE “YARANMA” KÜLTÜRÜ Bir başka gerçek de şu: Siyasette bazı insanlar liderine yakınlaşmayı siyaset yapmak sanıyor. Her söylenene alkış tutmak… Her kararı savunmak… Her fotoğraf karesinde görünmek… Her açıklamayı desteklemek… Bunlar kısa vadede işe yarayabilir. Ama uzun vadede siyasi kişilik oluşturmaz. Çünkü lider değiştiğinde bütün siyasi kimliğiniz de değişmek zorunda kalır. Siyasette güçlü olan, yalnızca “kimin adamı” olduğu bilinen kişi değildir. Asıl güçlü olan, “Kendi siyasi ağırlığı olan kişidir. TRİBÜNLERE OYNAMAK BAŞKA, GERÇEK MÜCADELE BAŞKA Siyasetçinin karşı partiye sert sözler söylemesi çoğu zaman seçmene yönelik bir mesajdır. “Biz buradayız.” “Onlara geçit vermeyeceğiz.” “Biz daha güçlüyüz.” Bu açıklamalar siyasetin doğal parçasıdır. Ancak gerçek siyasi mücadeleyi anlamak için yalnızca kürsüde söylenenlere bakmak yetmez. Kulislere bakmak gerekir. Kim kiminle görüşüyor? Kim kimin adaylığını destekliyor? Kim kimin önünü açıyor? Kim kimin yükselmesini istemiyor? Kim hangi göreve hazırlanıyor? Kim kongrede kimi destekleyecek? Siyasetin gerçek fotoğrafı çoğu zaman burada ortaya çıkar. ASLINDA SİYASETTE EN BÜYÜK SAVAŞ SEÇİM GÜNÜ YAPILMIYOR Seçim günü sandıklar açılır. Kazanan belli olur. Kaybeden belli olur. Ama siyasetçi açısından asıl yarış çoğu zaman çok daha önce başlamıştır. Adaylık yarışı… Liste yarışı… İl başkanlığı yarışı… Belediye başkanlığı yarışı… Genel merkezdeki güç yarışı… Liderin çevresindeki konum yarışı… Ve bütün bunlar olurken herkes aynı cümleyi kurar: “Biz yol arkadaşıyız.” Belki de siyasetin en büyük ironisi tam olarak budur. SİYASETTE ASIL RAKİBİN KİM OLDUĞUNU ANLAMAK İSTİYORSANIZ KÜRSÜYE DEĞİL, KULİSE BAKIN Siyasetin görünen yüzünde rakip başka partidir. Ama siyasetin içerideki yüzünde rakip bazen aynı partinin rozetini taşıyan kişidir. Dışarıdaki rakip sizi seçimde yenebilir. İçerideki rakip ise sizi aday yaptırmayabilir. Dışarıdaki rakip size oy kaybettirebilir. İçerideki rakip sizi listeye sokmayabilir. Dışarıdaki rakip iktidara gelmenizi engelleyebilir. İçerideki rakip sizin iktidara giden yolunuzu daha başlamadan kapatabilir. Bu nedenle siyasette “yol arkadaşlığı” kavramını romantikleştirmemek gerekir. Yol arkadaşlığı vardır. Dostluk da vardır. Sadakat de vardır. Ama bunların hepsinin üzerinde güç dengesi vardır. Ve güç dengesi değiştiğinde, dün yanınızda yürüyen kişi yarın önünüzde yürümek isteyebilir. İşte siyasetin en sert gerçeği budur: Siyasette asıl kavga çoğu zaman karşı tarafta değil, aynı masanın etrafında oturanlar arasında yaşanır. Ve siyasetçiyi gerçekten tanımak istiyorsanız, kime bağırdığına değil; kim yükselirken sevindiğine, kim yükselirken rahatsız olduğuna ve koltuk değiştiğinde kimin yanında kaldığına bakın. Çünkü siyasette bazen en tehlikeli rakip, düşmanınız olduğunu bildiğiniz kişi değil; yol arkadaşınız sandığınız kişidir.

14 Ağustos 2026

Denizli Meclisi’nde Musluk Açıldı, Sözler Fiskiye Gibi Yağdı!

Meclis toplantısında söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Feride Dükel Kabadayılar, Denizli’nin sorunlarının ve geleceğine ilişkin projelerin konuşulması gerektiğini belirterek Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun siyasi tercihlerini eleştirdi. Çavuşoğlu’nun 2026 yılını “yatırım yılı” ilan ettiğini hatırlatan Kabadayılar, belediye yönetiminin gündeminin Denizli’nin hizmetlerinden uzaklaşarak siyasi tartışmalara yöneldiğini savundu. Çavuşoğlu’nun CHP’den ayrılarak Yeni Parti’ye geçmesini de değerlendiren Kabadayılar, bazı belediye başkanlarının bu siyasi değişime katılmadığına dikkat çekerek, “Kendi yol arkadaşlarınızı ikna edememişken Denizli halkını nasıl ikna edeceksiniz?” diye sordu. TARTIŞMANIN KONUSU: SU ABONELİĞİ Meclisteki gerilimin önemli başlıklarından biri ise CHP Denizli İl Başkanlığı binasının su aboneliği oldu. Kabadayılar, CHP il binasına su aboneliği verilmemesini eleştirirken, Honaz Belediye Başkanı Yüksel Kepenek’in tankerle su taşımasını da gündeme getirdi. Çavuşoğlu’nun belediye başkanlığı dönemindeki uygulamalarını eleştiren Kabadayılar, “Siyaset vizyon işidir ama siz vizyonu bırakıp su tesisatçılığına soyundunuz” ifadelerini kullandı. ÇAVUŞOĞLU: “DERSİNE FENA ÇALIŞMIŞSIN” Kabadayılar’ın ardından söz alan Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu ise eleştirilere sert ifadelerle karşılık verdi. Kabadayılar’ın konuşmasına yönelik, “Güzel, teşekkür ederim. Dersine fena çalışmamışsın” diyen Çavuşoğlu, gündeme getirilen konularla ilgili daha önce açıklamalarda bulunduğunu söyledi. Çavuşoğlu’nun bu sözleri üzerine mecliste karşılıklı atışma yaşandı. KABADAYILAR: “BAŞKASININ KUKLASI OLMADIK” Çavuşoğlu’nun sözlerine tepki gösteren Kabadayılar, konuşma metnini kendisinin hazırladığını belirterek sert bir karşılık verdi. Kabadayılar, “Hiçbir zaman biz sizin gibi başkasının kuklası olmadık” ifadelerini kullanırken, Çavuşoğlu’na yönelik siyasi eleştirilerini sürdürdü. ÇAVUŞOĞLU’NDAN “USTA-ÇIRAK” GÖNDERMESİ Tartışmanın devamında söz alan Çavuşoğlu, su aboneliği konusundaki işlemlerin siyasi kimliklere göre yürütülemeyeceğini savundu. Belediyenin abonelik işlemlerinde gerekli belgelerin ibraz edilmesinin şart olduğunu belirten Çavuşoğlu, tartışmanın bir bölümünde “Ustanız doğru olmayınca çıraklık iyi olmaz” sözleriyle Kabadayılar’a karşılık verdi. Çavuşoğlu ayrıca CHP il binasının abonelik sürecinde kullanılan bazı belgelerle ilgili kendilerine ulaşan iddialar bulunduğunu ve konunun hukuki açıdan inceleneceğini ifade etti. Söz konusu “sahte karar defteri” ifadesinin ise Çavuşoğlu tarafından dile getirilen bir iddia olduğu, kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığı kaydedildi. “BURADAN SİZE EKMEK ÇIKMAZ” Tartışmanın ilerleyen bölümünde Çavuşoğlu’nun, muhalefete yönelik “Buradan size ekmek çıkmaz, gidin başka yerlerde oynayın” sözleri de meclis gündemine damga vurdu. Karşılıklı açıklamalar sırasında zaman zaman meclis salonundaki tansiyon yükselirken, tartışma siyasi polemiğe dönüştü. MECLİSİN GÜNDEMİNE SİYASİ POLEMİK DAMGA VURDU Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi’nin ağustos ayı ilk birleşiminde gündem maddelerinin yanı sıra siyasi tartışmalar da öne çıktı. Su aboneliği tartışmasıyla başlayan polemik; siyasi parti değişiklikleri, “kukla”, “su tesisatçılığı” ve “usta-çırak” göndermeleriyle büyüdü. Çavuşoğlu ile Kabadayılar arasındaki karşılıklı açıklamalar, toplantının en dikkat çeken anlarından biri oldu. Mecliste yaşanan tartışmanın görüntüleri ise sosyal medyada ve kamuoyunda yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

14 Ağustos 2026

Mecliste Sert Sözler : “Bu Kadar Hızlı Dönme!”

KEPENEK: “BUNLAR BELEDİYELERİN ASLİ GÖREVİ” Mecliste söz alan Yüksel Kepenek, Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen hizmetlerin gündeme getirilmesini eleştirdi. Belediyelerin temel görevinin halka hizmet etmek olduğunu belirten Kepenek, yapılan hizmetlerin kamu kaynaklarıyla gerçekleştirildiğine dikkat çekti. Kepenek, konuşmasında “Bunlar belediyelerin asli hizmetleri. Belediyelerin asli görevi bulunduğu ile hizmet etmektir” ifadelerini kullandı. Büyükşehir Belediyesi'nin bütçesine Honaz'ın yaptığı katkıyı da gündeme getiren Kepenek, “Bu sizin paranız değil, bu halkın parası” diyerek hizmetlerin kamu kaynaklarıyla gerçekleştirildiğini savundu. “SİZ YOKKEN BİZ BURADA OTURUYORDUK” Kepenek, CHP’de kalma kararlarının ardından kendisi ve ailesine yönelik kullanılan bazı ifadeleri de eleştirdi. Özellikle annesine yönelik sözlerden rahatsızlığını dile getiren Kepenek, siyasi eleştirilerde üslup çağrısı yaptı. Kepenek ayrıca siyasi geleceğe ilişkin de iddialı bir mesaj verdi:“Siz yokken biz belediye başkanı olarak burada oturuyorduk. Biz bu sıralardan iktidara geldik. Yine söz veriyorum, önümüzdeki dönemde bu meclisi Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı yönetecek.” ÇAVUŞOĞLU: “BU KADAR HIZLI DÖNME” Kepenek'in ardından söz alan Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu ise özellikle geçmiş meclis toplantılarındaki tutum üzerinden Kepenek'e yanıt verdi. Çavuşoğlu, yaklaşık bir buçuk ay önce aynı sıralarda birlikte olduklarını ve Kepenek'in yapılan hizmetleri övdüğünü belirterek, “Bir buçuk ay önceki mecliste yaptıklarımla ilgili övgü düzerken bugün oraya geçtiğinizde biraz nefes alın. Bu kadar hızlı dönme” ifadelerini kullandı. Çavuşoğlu ayrıca Kepenek'in ailesine yönelik hakaret iddiaları konusunda da hukuki yollara başvurulması gerektiğini belirterek, “Kim hakaret ettiyse gidip suç duyurusunda da bulunun” dedi. KEPENEK'TEN ÇAVUŞOĞLU'NA: “DÖNME LAFI ÇOK AĞIR” Çavuşoğlu'nun “bu kadar hızlı dönme” sözleri üzerine Kepenek yeniden söz aldı. Kepenek, kullanılan ifadenin ağır olduğunu belirterek Çavuşoğlu'na dikkat çeken bir karşılık verdi:“Dönme lafı çok ağır..”Bu karşılıklı sözler, toplantının en dikkat çeken anlarından biri oldu. MECLİSTE YENİ SİYASİ DENGE TARTIŞMAYA YANSIDI Yaşanan tartışmanın, Denizli siyasetinde son günlerde yaşanan parti değişikliklerinin ardından gerçekleşmesi dikkat çekti. CHP'den ayrılarak Yeni Parti'ye geçen belediye başkanları ve meclis üyelerinin ardından 72 üyeli Büyükşehir Belediye Meclisi'nde Yeni Parti 44 üyeyle çoğunluğu elde ederken, CHP 8 üyeyle kaldı. Yüksel Kepenek ise CHP'de kalan belediye başkanları arasında yer aldı ve CHP Büyükşehir Meclis Grup Başkanvekilliğine getirildi. MECLİS TOPLANTISINA SÖZ DÜELLOSU DAMGA VURDU Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi'nin bugünkü toplantısı, yeni siyasi aritmetiğin yanı sıra Çavuşoğlu ile Kepenek arasındaki karşılıklı sert ifadelerle gündeme geldi.

14 Ağustos 2026

25 Yıldır Millet Sevdasıyla Kutlu Yolda Yürüyoruz!

AK Parti’nin kuruluşunun 25. yıl dönümü vesilesiyle açıklamalarda bulunan Denizli Milletvekili Şahin Tin, “‘Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ diyerek yola çıktık. Bugün o kutlu yürüyüşün 25. yılındayız. Çeyrek asır boyunca nice seçimler, nice mücadeleler ve nice sınamalar yaşadık. Türkiye’nin önüne çıkan her engeli milletimizle omuz omuza aştık. Her zorlukta daha fazla çalıştık, her başarıda daha büyük hedeflere yöneldik. AK Parti’nin hikâyesi aynı zamanda Türkiye’nin büyük dönüşümünün hikâyesidir” dedi. AK Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin, AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Milletvekili Şahin Tin yaptığı açıklamasında, çeyrek asırlık siyasi yürüyüşün Türkiye’nin ayağa kalkışının, kendi gücüne yeniden inanmasının ve millet iradesinin devlet yönetiminde belirleyici hâle gelmesinin hikâyesi olduğunu söyledi.  “İLK GÜNDEN BERİ AYNI DAVANIN, AYNI YOLUN YOLDAŞIYIZ” AK Parti’nin gücünü milletle kurduğu gönül bağından ve teşkilatlarının fedakârlığından aldığını belirten Milletvekili Şahin Tin, “AK Parti, millet iradesinin siyasete yansıması, Türkiye’nin ayağa kalkma iradesi, eser ve hizmet siyasetinin adıdır. 14 Ağustos 2001’den bu yana sokak sokak, mahalle mahalle milletimizle buluştuk, kimi zaman teşkilatlarımızda, kimi zaman sahada, kimi zaman Gazi Meclisimizin çatısı altında milletimize hizmet için çalıştık. Makamdan önce sorumluluğu, unvandan önce hizmeti, siyasetten önce millete sadakati esas aldık. Ben de bu kutlu yürüyüşün ilk günlerinden itibaren kuruluş sürecinde kurucu kadrolarda yer almış, teşkilatlarımızın farklı kademelerinde ve il başkanlığı görevinde bulunmuş, üç dönem milletvekili olarak Gazi Meclisimizde milletimize hizmet etme şerefine nail olmuş bir kardeşinizim. Bu nedenle 25 yıllık hikâyeyi sadece siyasi bir geçmiş değil, ömrümüzün önemli bir parçası olarak görüyorum. İlk günkü heyecanımızı, inancımızı ve millet sevdamızı koruyoruz. Çünkü bizim yol arkadaşlığımız makamlarla başlamadı, makamlarla bitmez. Davamıza, milletimize ve güçlü Türkiye idealine olan inancımızla yolumuza devam ediyoruz” dedi.  “25 YILDA TÜRKİYE KENDİ GÜCÜNE YENİDEN İNANDI” 25 yıllık süreçte Türkiye’nin büyük bir dönüşüm yaşadığını belirten Milletvekili Şahin Tin, “Nereden nereye… Yollarımızdan hastanelerimize, üniversitelerimizden sanayimize, enerjiden tarıma kadar ülkemizin her alanında büyük bir değişim yaşandı. Ancak en büyük dönüşüm, Türkiye’nin kendi teknolojisine, kendi gökyüzüne ve kendi savunma gücüne sahip çıkması oldu. Dün teknoloji bekleyen Türkiye, bugün teknoloji geliştiren ve ihraç eden bir ülke hâline geldi. Bayraktar TB2’den AKINCI’ya, KIZILELMA’danKAAN’a, GÖKBEY’den HÜRJET’e, MİLGEM’den TCG Anadolu’ya, ALTAY’dan SİPER ve TAYFUN’a kadar ortaya koyduğumuz her eser, milletimizin kendi gücüne olan inancının birer sembolü oldu. Savunma sanayiinde 2002’de 62 olan proje sayısının bugün 1.400’ün üzerine çıkması, ihracatımızın 248 milyon dolardan 10 milyar dolar seviyesini aşması, bu kararlılığın somut neticesidir. Yerde ALTAY, gökte KAAN, denizde MİLGEM… Her yeni projemiz, bağımsızlığımızın duvarına konulan yeni bir tuğladır. Türkiye artık kendi gökyüzünü, kendi denizlerini ve kendi geleceğini kendi iradesiyle inşa ediyor” dedi. “TÜRKİYE BÜYÜDÜ, DENİZLİ’MİZ DE BU BÜYÜK YÜRÜYÜŞTEN PAYINI ALDI” Türkiye’nin üretimden teknolojiye, enerjiden savunma sanayiine kadar her alanda büyük bir dönüşüm yaşadığını belirten Milletvekili Şahin Tin, “TOGG’dan millî savunma projelerimize, enerjiden sanayiye kadar attığımız her adım, ‘Biz de yapabiliriz’ inancını gerçeğe dönüştürdü. Türkiye artık sadece tüketen ve ithal eden değil, üreten, ihraç eden ve kendi teknolojisini geliştiren güçlü bir ülke olma yolunda ilerliyor. Bu büyük yürüyüşün güçlü şehirlerinden biri de Denizli’mizdir. Çeyrek asırda sağlıktan eğitime, ulaştırmadan tarıma, sanayiden sosyal hizmetlere kadar şehrimize önemli yatırımlar kazandırdık. Denizli OSB’miz bugün yaklaşık 30 bin kişiye istihdam sağlayan, yaklaşık 1 milyar dolarlık ihracat kapasitesine sahip güçlü bir üretim merkezidir. Şimdi Teknopark hedefimizle bu üretim gücünü teknolojiyle buluşturuyoruz. Bugün 25 yıllık hikâyeye baktığımızda yollarımızdan hastanelerimize, fabrikalarımızdan üniversitelerimize, KAAN’dan MİLGEM’e, TOGG’dan enerji yatırımlarımıza kadar ortaya koyduğumuz bütün eserlerin ortak adı Güçlü Türkiye’dir. Yatırımlarımız bu büyük yapıya bir taş, eserlerimiz geleceğimize bir basamak, teşkilat mensuplarımızın gayreti de bu yürüyüşün görünmeyen harcı olmuştur. Biz sadece eserler yükseltmedik, gönüller arasında yollar kurduk, milletimizin geleceğine dair umudu büyüttük.” dedi. “İLK GÜNKÜ AŞKLA, YENİ HEDEFLERE YÜRÜYECEĞİZ” AK Parti’nin 25 yıllık hikâyesinin yeni hedeflerle devam edeceğini belirten Milletvekili Şahin Tin, “AK Parti’nin 25 yıllık hikâyesi burada bitmiyor, yeni bir dönemin kapısını aralıyoruz. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, milletimizin desteği ve duasıyla bu yürüyüşü daha ileriye taşıyacağız. Bizim siyaset anlayışımız nettir. Milletimize hizmet, memleketimize eser, Türkiye’mize güç, gelecek nesillerimize daha büyük bir ülke bırakmak. Bizim davamız milletimizin, yolumuz Türkiye’nin geleceğini inşa etme yoludur. 25 yıl önce yakılan meşale bugün eserlerle, hizmetlerle, yatırımlarla, teknolojiyle, üretimle ve milletimizin duasıyla yanıyor. Bu vesileyle kuruluşumuzdan bugüne emek veren tüm yol arkadaşlarımıza şükranlarımızı sunuyor, aramızdan ayrılan dava büyüklerimizi rahmetle yâd ediyorum. En büyük teşekkürü ise 25 yıldır bize güvenen aziz milletimize ediyorum. Rabbim devletimizi daim, milletimizi aziz, bayrağımızı ilelebet dalgalı eylesin. AK Parti’mizin 25. kuruluş yıl dönümü kutlu olsun. Durmak yok, yola devam” dedi.

11 Ağustos 2026

Zeybekci’den Denizli’ye Yatırım Mesajı: “Bugünkü Tablonun Altında Ak Parti’nin İmzası Var”

Konuşmasına AK Parti’nin 25 yıllık yolculuğunu değerlendirerek başlayan Zeybekci, bu sürecin yalnızca siyasi bir başarı değil, teşkilatların ortak emeğiyle yazılmış bir hikâye olduğunu söyledi. “25 YILDIR HİZMET VE ESER SİYASETİ YAPTIK” Zeybekci; “25 yıllık bu süreci anlatmaya kalksak; neler gördüğümüzü, neler yaşadığımızı, neler yaptığımızı ve birlikte ne destanlar yazdığımızı saymak mümkün değildir. Bu başarı yalnızca genel merkezin değil, mahalle başkanından sandık görevlisine kadar teşkilatlarımızın ve milletimizin ortak başarısıdır. Cumhurbaşkanımız bu hizmet destanının başaktörü ise, sandık başında bekleyen kardeşimiz de aynı destanın başaktörüdür.” dedi. “DENİZLİ’NİN BUGÜNKÜ TABLOSUNDA AK PARTİ’NİN İMZASI VAR” Konuşmasının önemli bölümünü Denizli’ye ayıran Zeybekci, son 25 yılda kentte gerçekleştirilen yatırımları anlatarak; “2002-2003 yıllarındaki Denizli ile bugünkü Denizli’yi karşılaştırın. Bu şehirde taş üstüne konan taşların neredeyse tamamını siz koydunuz. Ulaşımla ilgili bütün iyileştirmeleri, köprülü kavşakları, çevre yolunu ve büyük caddeleri siz yaptınız. Honaz Tüneli’ni ve Aydın-Denizli Otoyolu’nu siz hizmete açtınız. İlçelerimizin neredeyse tamamına modern hastaneler kazandırdınız, altyapıda en büyük adımları attınız. 20-25 yıl önceki Denizli ile bugünkü Denizli karşılaştırıldığında, hizmet ve eser siyasetinin en somut örneklerinden birini burada görüyoruz.” dedi. “EKONOMİDE TÜRKİYE BAMBAŞKA BİR NOKTAYA GELDİ” Türkiye’nin ekonomik gelişimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zeybekci, uluslararası verilerin Türkiye’nin son 25 yıldaki büyümesini ortaya koyduğunu söyledi. Ekonomik tabloyu verilerle aktaran Zeybekci; “Kişi başına milli gelir 3 bin 600 dolardan 18 bin dolara, ihracat 36 milyar dolardan 273 milyar dolara yükseldi. Turizm gelirleri ve hizmet ihracatı katlanarak arttı. Bunları biz değil, Dünya Bankası, IMF ve OECD verileri söylüyor. Evet, bugün sıkıntılarımız da var. Ancak Türkiye artık hedeflerini büyüten, dünyanın en büyük ekonomileri arasına girmeyi amaçlayan bir ülkedir.” dedi. “TERÖRÜN FATURASI 3 TRİLYON DOLAR” Zeybekci, konuşmasının son bölümünde “Terörsüz Türkiye” sürecine değinerek, terörün Türkiye’ye yalnızca can kaybı değil, çok büyük ekonomik kayıplar da yaşattığını ifade ederek; “41 yıl boyunca terörle mücadele ettik. Aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Terörün ülkemize sadece ölçülebilen ekonomik maliyeti 3 trilyon dolardır. Bu kaynak Türkiye’nin kalkınmasına aktarılabilseydi bugün çok daha farklı bir noktada olurduk. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin attığı adımlar da terörsüz bir Türkiye hedefi açısından tarihî önem taşımaktadır. Bu süreç bir af değil, Türkiye’nin geleceğini güvence altına alacak yeni bir dönemin başlangıcıdır.” dedi. Konuşmasını Türkiye Yüzyılı hedeflerine vurgu yaparak tamamlayan Zeybekci, AK Parti’nin ikinci çeyrek yüzyılda da hizmet ve eser siyasetini sürdüreceğini belirterek, Türkiye’nin 2053 ve 2071 vizyonu doğrultusunda yoluna devam edeceğini söyledi.

Devam