Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
23 Temmuz 2026 Perşembe

Gündem Haberleri

22 Temmuz 2026

Ağlayan Ama Gözyaşını Göstermeyen Bir Türkiye

“Mahvolduk!” Ama nedense bu cümle meydanlarda değil, evlerde söyleniyor. İş yerlerinin arka odalarında, esnaf sohbetlerinde, dost meclislerinde fısıldanıyor. Herkes şikâyetçi. Sanayici şikâyetçi. Esnaf şikâyetçi. İşçi şikâyetçi. Emekli şikâyetçi. Asgari ücretli zaten konuşacak hâli kalmamış. Makineler çalışmıyor. Üretim yavaşlıyor. İşveren, “İşçi çıkarmak zorundayım” diyor. Esnaf ve küçük işletmeler yeni eleman alamıyor. İnsanlar ay sonunu değil, haftanın sonunu nasıl getireceğini hesaplıyor. Türkiye'deki ekonomik buhran giderek derinleşiyor. Her geçen gün biraz daha büyüyor. Ve sanki hep birlikte dipsiz bir kuyuya doğru ilerliyoruz. Ama garip olan şu: Ses yok! Gündeme bakıyorsunuz; bir belediyeye baskın yapılmış, bir ünlü hakkında tutuklama ya da gözaltı haberi çıkmış, başka bir operasyon gerçekleştirilmiş... İnsanlar birkaç dakika konuşuyor. Sosyal medyada bakıyor, haberi okuyor, yorumunu yapıyor ve geçiyor. Çünkü artık insanların büyük bir bölümünün asıl gündemi başka. Geçim derdi! Kirasını nasıl ödeyecek? Kredi kartının asgarisini nasıl yatıracak? Çocuğunun okul masrafını nasıl karşılayacak? İşini kaybederse ne yapacak? Esnaf dükkânını açık tutabilecek mi? Sanayici üretime devam edebilecek mi? İşçi yarın sabah yine aynı fabrikaya gidebilecek mi? Emekli bir sonraki maaşa kadar cebindeki parayı nasıl yetiştirecek? İnsanların gerçek gündemi artık bunlar. Bir tarafta geçim sıkıntısı büyürken diğer tarafta inanılmaz bir tüketim görüntüsü var. Maliyeti 30 lira olan kahve 300 liraya satılıyor, kafeler yine doluyor. Özellikle gençler harcıyor. Kredi kartları kullanılıyor, borçlar erteleniyor. Dışarıdan bakınca hayat devam ediyor. Ama içeride bambaşka bir Türkiye yaşıyor. Öyle bir Türkiye ki insanları geceleri hesap makinesinin başında faturalarını düşünüyor, sabah olduğunda hiçbir şey olmamış gibi işe gidiyor. Cebinde para yok ama yüzünde tebessüm var. Borcu var ama kimseye söylemiyor. İşini kaybetmekten korkuyor ama belli etmiyor. Geleceğinden endişeli ama çocuklarının yanında güçlü görünmeye çalışıyor. Bugün milyonlarca insan aynı hayatı yaşıyor. İçinden haykıran ama dışarıya tebessüm eden insanlar... İşte bugünün Türkiye'sini belki de en iyi anlatan cümle budur. İçeride fırtınalar kopuyor. Dışarıda sessizlik... İçeride korku var. Dışarıda tebessüm... İçeride, “Ben ne yapacağım?” sorusu var. Dışarıda, “Çok şükür, idare ediyoruz” cümlesi... Peki neden? BU SESSİZLİĞİN SEBEBİ NE? Korku mu? İnsanlar konuşmaktan mı çekiniyor? Yoksa mesele artık çok daha başka bir noktaya mı geldi? “Elimde olandan da olmayayım” düşüncesi mi insanları susturuyor? İşçi, “Sesimi çıkarırsam işimden olurum” diye mi düşünüyor? Esnaf, “Konuşursam başıma iş gelir” endişesi mi taşıyor? İşveren, “Zaten zor ayakta duruyorum, bir de başka sorunlarla uğraşmayayım” mı diyor? Yoksa toplum olarak hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanıp sessizliği mi seçtik? İşte asıl sorgulanması gereken budur. Çünkü bu meselenin partisi yok. Sağcısı yok. Solcusu yok. Şucusu, bucusu yok. Pazardaki fiyat etiketi siyasi görüşünüzü sormuyor. Ev sahibi hangi partiye oy verdiğinize bakarak kirayı belirlemiyor. Elektrik faturası siyasi kimliğinize göre gelmiyor. İşsizlik kapınızı çaldığında hangi görüşten olduğunuzu sormuyor. Dert ortak. Sıkıntı ortak. Izdırap ortak. Ama sessizlik de ortak. İnsanlar kendi aralarında konuşuyor. Sanayici sanayiciye anlatıyor. Esnaf esnafa dert yanıyor. İşçi arkadaşına yakınıyor. Emekli kahvede anlatıyor. Sonra herkes susuyor. Belki de ekonomik krizden daha tehlikeli olan tam olarak budur. Bir toplumun yaşadığı sıkıntıya alışması... Umudunu kaybetmesi... Ve en sonunda, hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanması. Çünkü insanın cebindeki para bittiğinde yeniden kazanılabilir. İşler bozulduğunda yeniden düzeltilebilir. Ekonomi çöktüğünde doğru politikalarla yeniden ayağa kaldırılabilir. Ama bir toplumun umudu tükenirse, onu yeniden ayağa kaldırmak çok daha zordur. Bugün karşımızda belki de tam olarak böyle bir tablo var.

22 Temmuz 2026

Denizli’de Ahır Alev Alev Yandı! Vatandaşlar İş Makineleriyle Seferber Oldu

Denizli'nin Tavas ilçesinde ahırda çıkan yangın, itfaiye ekipleri ve vatandaşların iş makineleriyle yürüttüğü yoğun çalışma sonucu kontrol altına alınarak söndürüldü. Edinilen bilgiye göre, Tavas ilçesine bağlı Horasanlı Mahallesi'nde Ali Kozluca'ya ait ahırda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Alevleri fark eden mahalle sakinlerinin ihbarı üzerine adrese itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. Olay yerine ulaşan Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri alevlere hızla müdahale etti. Yangının kontrol altına alınması için ekiplerin yanı sıra çevredeki vatandaşlar da iş makineleriyle çalışmalara destek verdi. Ekiplerin ve mahalle sakinlerinin ortak müdahalesiyle yangın çevreye sıçramadan söndürüldü. Yangın sonucu ahır kullanılamaz hale gelirken, ekiplerin çıkış sebebine ilişkin inceleme yapıldı. Yangınla ilgili soruşturma başlatıldı.

22 Temmuz 2026

Devlet Başkanı Açıkladı: “O Ülke De Artık Seçim Olmayacak”

ORTEGA: “ARTIK SEÇİM OLMAYACAK” Sandinista Devrimi'nin yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törende konuşan Ortega, seçimlere ilişkin dikkat çeken ifadeler kullandı. Ortega, “Artık seçim olmayacak. ABD'nin ve Somoza rejiminin kurduğu partilerin yeniden iktidara gelmesi dönemi sona erdi” dedi. Gelecekte yeniden seçim yapılıp yapılmayacağına ilişkin ise “Asla, asla, asla” ifadelerini kullandı. 2027 SEÇİMLERİ NE OLACAK? Ortega’nın bu sözleri, Kasım 2027’de gerçekleştirilmesi planlanan genel seçimlerin geleceğini tartışmaya açtı. Muhalefet ve insan hakları çevreleri, açıklamayı ülkedeki mevcut yönetimin kalıcı hale gelmesine yönelik bir adım olarak yorumladı. Nikaragua'da Ocak 2025'te kabul edilen anayasa değişikliğiyle cumhurbaşkanlığı görev süresi beş yıldan altı yıla çıkarılmış ve seçim takviminde değişikliğe gidilmişti. YAKLAŞIK 20 YILDIR İKTİDARDA 1979'daki Sandinista Devrimi'nin ardından iktidara gelen Daniel Ortega, 2007 yılında yeniden devlet başkanı seçildi ve o tarihten bu yana ülke yönetimindeki etkisini sürdürüyor. Ortega yönetimi; muhalefete yönelik uygulamalar, anayasal değişiklikler ve devlet kurumları üzerindeki kontrol nedeniyle uzun süredir uluslararası eleştirilerin odağında bulunuyor.

22 Temmuz 2026

Denizliyi Yasa Boğan Acı Haber! Hayatını Kaybetti

AK Parti Çardak Kurucu İlçe Başkanı İdris Canel'in oğlu Yiğit Canel, Pamukkale Üniversitesi Hastanesi yoğun bakım servisindeki yaşam mücadelesini kaybetti. AK Parti Çardak Kurucu İlçe Başkanı İdris Canel'in oğlu Yiğit Canel, geçen hafta geçirdiği trafik kazasında ağır yaralandı. Pamukkale Üniversitesi Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi gören Canel, yaşam mücadelesini kaybetti. 32 yaşındakiCanel’in cenazesi yarın Çardak’ta toprağa verilecek. AK Parti Denizli Milletvekili Nilgün Ök, cumartesi günü Pamukkale Üniversitesi Hastanesinde Çardak İlçe Kurucu Başkanı İdris Canel’i ziyaret etmiş, yoğun bakımda tedavisi devam eden oğlu Yiğit Canel’e acil şifalar dileyerek, aileye geçmiş olsun dileklerinde bulunmuştu. AK Parti Denizli İl Başkanlığı ve Çardak İlçe Başkanlığı taziye mesajı yayımladı. AK Parti Çardak İlçe Başkanlığı, mesajında “AK Parti Çardak kurucu ilçe başkanımız İdris Canel'in oğlu Yiğit Canel'in elim bir kaza sonucu hayatını kaybettiğini üzüntüyle öğrenmiş durumdayız. Merhuma Allah'tan rahmet kederli ailesine başsağlığı diliyoruz. Cenazesi yarın öğle namazına müteakip Çardak Orta Camiden kaldırılacaktır.” ifadelerine yer verdi.

22 Temmuz 2026

Denizli’de Şoke Eden Tahliye İddiası! Cinayet Hükümlüsü Serbest Kaldı, Aile Harekete Geçti

Denizli’de 2018 yılında işyeri önünde öldürülen müteahhit Mehmet Yamer cinayetinin hükümlüsünün sağlık nedenleriyle tahliye edildiği iddia edildi. Denizli’de Irmak İnşaat adlı şirketin sahibi müteahhit Mehmet Yamer, 2018 yılında Selçukbey Mahallesi’ndeki işyeri önünde uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmişti. Yürütülen soruşturmada cinayet zanlısı Halil Karabağ yakalanmış, yapılan yargılamada ‘tasarlayarak öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Denizli 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını sırasıyla Antalya BAM 1. Ceza Dairesi ve Yargıtay onamıştı. Tutuksuz yargılanan Halil Karabağ kararın kesinleşmesinin ardından kayıplara karıştı ve 3 yıl firari olarak yaşadıktan sonra Denizli İl Jandarma Komutanlığı Suç Araştırma Timi tarafından yakalanarak cezaevine teslim edilmişti. TAHLİYE EDİLDİ Hakkında kesinleşmiş hüküm bulunan Karabağ hakkında bir sağlık raporuna dayanılarak infaza ara verilmesi kararı verilerek tahliye edildiği ileri sürüldü. Hükümlü hakkında daha önce bir kamu hastanesinden de ceza infaz kurumunda kalabileceği yönünde doktor görüşü olduğu öğrenildi. Tahliyenin ardından Karabağ’ın eşine karşı aile içi şiddet olayı nedeniyle işlem gördüğü de ifade ediliyor. AİLE İTİRAZ ETTİ Öldürülen Mehmet Yamer’in oğlu Yusuf Yamer başvuruda bulunarak yeniden cezaevine konulmasını istedi. Başvuruda şüphelinin toplum güvenliği açısından risk oluşturduğu ifade edildi.  Ayrıca başvuruda Karabağ’ın tek başına hayatını sürdürebildiğine işaret edilerek, cezaevinde tek başına hayatını sürdüremeyeceği yönündeki görüşün, somut durumda oluşmadığı ileri sürüldü ve infaza ara verilmesi kararının kaldırılması talep edildi. Yusuf Yamer tarafından Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı'na yapılan başvuruda emniyet tutanakları, POLNET kayıtları ve diğer yeni deliller dosyaya sunularak infaza ara verilmesi kararının kaldırılmasını istediklerini kaydetti. Aile kararı beklediğini kaydetti.

Devam