Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
1 Nisan 2026 Çarşamba
Gündem

BELEDİYE BAŞKANLARININ DİKKATİNE..!

Son Günlerde Kulislerde Dolaşan Bir İddia Var Ki, Eğer Doğruysa Yıllardır Konuşulan Bir Skandalın Nihayet Üzerine Gidileceğini Gösteriyor: Tüm Partilere Ait Belediyelerde “Bankamatik Personellerin” Tespiti İçin Düğmeye Basıldığı Söyleniyor.

Yazar: Mehmet BARUNDUK

Haber Giriş Tarihi: 01.04.2026 - 14:55

Haber Güncelleme Tarihi: 01.04.2026 - 14:55
haber resim

CHP’li belediyelere operasyonların yapıldığı bir dönemde, Uşak Belediye Başkanının 21 yaşında çalışmayan ama belediyeden maaş aldığının ortaya çıktığı bu süreçte alınan bu karar birçok belediye başkanını zor duruma sokabilir. İddiaya göre; SGK kayıtları üzerinden tüm belediye çalışanlarının listeleri çıkarılacak, ardından HTS ve baz analizleriyle bu kişilerin gerçekten işe gidip gitmediği incelenecek. Üstelik bu incelemenin dakikalar içinde yapılabildiği ifade ediliyor. Eğer bu doğruysa, yıllardır “herkes biliyor ama kimse dokunmuyor” denilen düzenin sonu gelmiş olabilir.

Ama asıl soru şu: Gerçekten herkes mi incelenecek?

Çünkü bu ülkede mesele hiçbir zaman sadece “bankamatik memurları” olmadı. Evet, işe gitmeden maaş alanlar büyük bir problem. Ancak daha büyük bir sorun var: Birden fazla kurumdan maaş alanlar… Yönetim kurulu üyelikleri, danışmanlıklar, “huzur hakkı” adı altında alınan astronomik ödemeler…

Bir kişi düşünün; bir kurumda görevli ama aynı zamanda başka kurumların yönetim kurullarında. Her yerden ayrı ayrı maaş, ayrı ayrı ödeme. Toplamda yüz binlerce lirayı bulan gelirler… Peki bu neyin karşılığı? Gerçek bir emek mi, yoksa sistemin sunduğu ayrıcalık mı?

Ama asıl soru şu: Gerçekten herkes mi incelenecek, yoksa yine birileri korunacak mı?

Çünkü bu ülkede sorun hiçbir zaman sadece “bankamatik memurları” olmadı. Asıl mesele, bu düzeni kuranlar, besleyenler ve yıllarca üstünü örtenlerdir.

Sadece belediyelerdeki birkaç “bankamatik personeli” ile sınırlı kalırsa, bu bir mücadele değil, bir vitrin düzenlemesi olur. Gerçek mücadele, kamu kaynaklarını haksız şekilde kullanan herkesle yapılır. Parti ayrımı olmadan, dönem ayrımı olmadan, isim ayrımı olmadan…

Çünkü mesele siyaset değil. Mesele hak.

Devletin kasası kimsenin özel cüzdanı değildir. Oradan alınan her haksız maaş, doğrudan doğruya milletin cebinden çalınan paradır. Bu da açık ve net bir şekilde kul hakkıdır.

Bugün milyonlarca insan geçim derdiyle boğuşurken, sabah akşam çalışan insanlar ay sonunu zor getirirken, birilerinin işe gitmeden maaş alması ya da birkaç yerden gelir elde etmesi sadece bir “usulsüzlük” değil; vicdanları yaralayan bir adaletsizliktir.

Eğer gerçekten tasarruf yapılacaksa, kemer sıkma politikaları uygulanacaksa, bunun adresi bellidir: Önce bu düzen sona ermeli.

Yoksa vatandaşa “tasarruf edin” deyip, arka kapıdan bu düzenin devam etmesine göz yumulursa, bu millet artık buna inanmaz.

Şimdi gözler Maliye ve İçişleri’nde… Bu bir başlangıç mı olacak, yoksa birkaç göstermelik işlemle kapanacak bir dosya mı?

Toplumun cevabı hazır: Adalet herkese lazım. Ama önce gerçekten uygulanırsa…

Ve burada çok net bir çağrı yapmak gerekiyor:

Sadece bankamatik personeller değil, bu düzeni kuranlar, göz yumanlar ve devam etmesine izin verenler de hesap vermelidir.

Belediye başkanları, yöneticiler ve bu sisteme bilerek alet olan kamu görevlileri hakkında da yasal işlem başlatılmalıdır. Çünkü ortada sadece bir ihmal değil, kamu kaynaklarının bilinçli şekilde kötüye kullanılması vardır.

Alınan her haksız maaş kuruşuna kadar tespit edilmeli, faiziyle birlikte geri alınmalıdır. Bu bedel sadece devlete değil, doğrudan milletin hakkına yönelmiş bir gaspın karşılığıdır.

Ve en önemlisi; bu zarar sadece kurum bütçesinden değil, sorumluların kendi ceplerinden tahsil edilmelidir. Çünkü kamu zararının faturası yine vatandaşa kesilemez.

Eğer gerçekten bir temizlik yapılacaksa, bu yarım kalmamalı. Sadece alt kademe değil, imza atan, talimat veren, göz yuman herkes bu sürecin içinde olmalıdır.

Aksi halde bu mücadele değil, sadece bir algı çalışması olur.

Toplum artık şunu görmek istiyor: Sadece küçükler değil, büyükler de hesap versin.

Abone Ol
En İlgi Çeken Haberler