Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
30 Kasım 2023 Perşembe
Gündem

Erken Damar Yaşlanmasının Ne Kadar Farkındayız?

Damarınız Sizden Erken Yaşlanıyor Olabilir

Yazar: Mehmet BARUNDUK

Haber Giriş Tarihi: 20.11.2023 - 15:22

Haber Güncelleme Tarihi: 20.11.2023 - 15:22
haber resim

Denizli Özel Egekent Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İhsan Alur “Erken damar yaşlanmasının ne kadar farkındayız?” sorusuna cevap niteliğinde açıklamalarda bulundu.

Op. Dr. İhsan Alur, erken damar yaşlanması hakkında “Erken damar yaşlanması (EDY), aynı yaş ve cinsiyetteki bazı bireylerde damar yapısının daha erken bozulması, ilerleyici elastik lif kaybı ve kollajen liflerde anormal artışa bağlı olarak damar sertleşmesi, arter yapısında ve fonksiyonunda erken hasarlanma oluşması olarak tanımlanmaktadır. Örneğin diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi / hiperkolesterolemi, sigara içiciliği gibi risk faktörlerinden biri veya birkaçını taşıyan bireylerde kalp ve damar hastalıklarının daha erken ve yaygın görülmesi bu mekanizma ile açıklanabilir. Erken damar yaşlanması için ileri sürülen mekanizmalar mitokondriyaldisfonksiyon, oksidatif stres, kronik inflamasyon (iltihaplanma), telomer kısalması, histon modifikasyonları ve DNA metilasyonu’dur. Bu mekanizmaların son varış noktası damarlarımızın iç yüzeyini oluşturan endotel hücrelerinin işlevsel bozukluğu, damar düz kas hücrelerinin hiperplazisi / hipertrofisi (aşırı çoğalması veya büyümesi), artmış damar sertliği (damar esnekliğinin kaybolması), damar duvarında tonus düzensizliği (damarların tansiyon değişikliklerine uyumluluğunun azalması) ve damarların genişleyebilme kapasitesinin (elastikiyet) kaybıdır” dedi.

Denizli Özel Egekent Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İhsan Alur sözlerine şu şekilde devam etti “Endotel hücrelerinin fonksiyon bozukluğu, kronik vasküler düşük dereceli inflamatuar süreçleri başlatır. İşte damar patolojilerinde prognozu belirleyen etken öyle görünüyor ki bu kronik düşük dereceli inflamasyondur (KDDİ). Eğer düşük dereceli inflamasyon kronik olarak devam ederse damar trombozu, aterosklerotik plak ülserasyonu, plak rüptürü, damar duvarında iltihaplanma ve zayıflamaya bağlı anevrizmatik genişleme ve hatta anevrizma rüptürüne (damar duvarının yırtılması) neden olur. KDDİ’na yol açan etiyolojik faktörlerden biri insülin direnci diğeri ise Periodontitis’tir (diş eti iltihabı). İnsülin direnci, tip 2 diyabet hastalarında hem hiperglisemiye hem de düşük dereceli inflamasyona da yol açar. Periodontitis sırasında ileri glikasyon son ürünlerinin (AGE'ler) birikmesinin, bir iltihaplanma sürecini tetiklediği, bunun da endotel hücre geçirgenliğini artırdığı, endotel hücrelerinin normal çalışma akışını bozduğu ve buna bağlı olarak damarlarımızda yaşlanmayı hızlandırdığı bildirilmiştir. Glikasyon, glukoz ya da riboz şekerleri ile protein amino grubu arasında oluşan bu glikasyon ürünleri karmaşık reaksiyonlara maruz kalır ve geri dönüşümsüz çapraz bağlı hale gelerek AGE’leri oluşturur. İleri glikasyon son ürünleri (AGE) yaşlanmayla birlikte birikir ve dokuların ve kan damarlarının esnekliğini kaybetmesiyle beraber katılaşmasına neden olur.”

KDDİ ‘nin tedavi edilmesi ya da kontrol altına alınması Erken Damar Yaşlanmasını yavaşlatabileceğini hatta durdurabileceğine vurgu yapan Op. Dr. İhsan ALUR “KDDİ konusunda toplumsal farkındalık oluşturulmaya çalışılmalı, insülin direnci (Tip 2 DiyabetesMellitus) ve periodontitis (diş eti iltihabı) ile ilgili koruyucu tedbirlere ağırlık verilmeli, bilgilendirici etkinlikler (sempozyum, toplantı, çalıştay vb.) düzenlenmeli, okullarda öğrencilere bu konunun önemi anlatılmalıdır. Örneğin, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının daha küçük yaşlarda kazandırılmasının önemli olduğu, fastfood tüketim alışkanlıklarının ileride yaratacağı sorunlar belirtilmeli, çocukların ve ergenlik dönemindeki gençlerin sağlıklı beslenme konusunda bilinç düzeyi yükseltilmelidir. Yine ağız ve diş/diş eti sağlığının ne kadar önemli olduğu, ağız ve diş/diş eti iltihaplanmasının yaşlanmayı hızlandırdığı, damar sağlığını olumsuz etkilediği, kalp ve damar hastalıklarına davetiye çıkardığı, ağız hijyeninin ve diş/diş eti bakımının bizi kalp ve damar hastalıklarından korumada ne kadar önemli olduğu topluma yeterince ve ısrarla anlatılmalıdır. Bir atasözünde sağlam kafanın sağlam vücutta olduğu belirtilse de, sanırım sağlam bir kafa için ise sağlam bir vücudun gerekli olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

Abone Ol
En İlgi Çeken Haberler