Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
29 Eylül 2026 Salı
Gündem

ÜÇ BAŞKAN, TEK MASA, ORTAK HEDEF: DENİZLİ’NİN ÜRETİM GÜCÜ

Dün Denizli’de Önemli Bir Toplantı Yapıldı.

Yazar: Mehmet BARUNDUK

Haber Giriş Tarihi: 29.09.2026 - 20:03

Haber Güncelleme Tarihi: 29.09.2026 - 20:03
haber resim

İlk bakışta tekstil sektörünün sorunlarının konuşulduğu bir sektör toplantısı gibi görünebilir.

Ama bence TEKSPEKTİF, bundan çok daha fazlası.

Çünkü burada yalnızca “Tekstil sektörünü nasıl kurtarırız?” sorusu sorulmadı.

Asıl önemli olan, Denizli’nin birlikte hareket etme iradesinin ortaya konulmasıydı.

Toplantının adı TEKSPEKTİF…

Fakat bence asıl mesele tekstilin geleceğinden önce Denizli’nin ortak akıl ve güçlü lobi oluşturabilmesi.

Çünkü Denizli’nin en büyük eksikliklerinden birinin ne olduğunu yıllardır söylüyoruz:

Lobi.

Karadeniz lobisi var, Trabzon lobisi var, Gaziantep lobisi var, Kayseri lobisi var.

Denizli’nin ise güçlü, ortak ve sürekli çalışan bir lobisinin olduğunu söylemek zor.

Bizde çoğu zaman bireysel mücadeleler ön plana çıkıyor. Herkes kendi alanında bir şeyler yapıyor. Oysa şehrin ortak meselelerinde aynı masanın etrafında uzun soluklu bir şekilde buluşmaya ihtiyacımız var.

İşte bu nedenle TEKSPEKTİF’i önemli buluyorum.

Bu fikrin arkasında genç ve üretken bir isim var

Bu çalışmanın ortaya çıkmasında DETGİS Başkanı Halil Erdoğan’ın özel bir yeri var.

Erdoğan, sektörün içinde bulunduğu sıkıntıları yalnızca dile getirmekle kalmamış, “Bu sorunları nasıl aşabiliriz?” sorusundan hareketle bir proje hazırlamış.

Projeyi DENİB ve DSO’ya sunmuş.

Ve proje karşılık bulmuş.

Sonuçta DETGİS’in öncülüğünde, DENİB ve DSO’nun iş birliğiyle TEKSPEKTİF ortaya çıkmış.

Halil Erdoğan’ın burada ortaya koyduğu yaklaşım bence ayrıca önemli.

Çünkü genç bir başkan olarak yalnızca bugünün sorunlarına bakmıyor; sektörün geleceğini, rekabet gücünü ve yeni nesil iş insanlarının önünü nasıl açabileceğimizi de düşünüyor.

Sorunu anlatmak kolaydır. Asıl mesele çözüm için proje üretmektir.

TEKSPEKTİF’in değerlerinden biri de tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Kasapoğlu ve Uğurlu’nun farkı: İş dünyasının içinden gelmek

DSO Başkanı Selim Kasapoğlu ve DENİB Başkanı Osman Uğurlu da Denizli iş dünyasının önemli sivil toplum kuruluşlarının başında bulunan, genç ve girişimci isimler.

Her ikisinin de ortak noktası, iş dünyasının sorunlarını masa başından değil, üretimin ve ihracatın içinden biliyor olmaları. Genç, dinamik ve geleceği iyi okumaları.

Kasapoğlu’nun sanayicinin maliyet baskısını, üretim şartlarını ve rekabet sorunlarını yakından takip eden yaklaşımı; Uğurlu’nun ise ihracatçının dünyadaki rekabet koşullarını ve pazarların değişen yapısını yakından izleyen çalışmaları, böyle bir ortak zeminin oluşması açısından değerli.

Bu nedenle dün ortaya çıkan tabloyu sadece bir toplantı olarak görmemek gerekiyor.

Genç ve üretken üç başkanın, kendi kurumlarının gücünü bir araya getirerek ortak bir mesele etrafında buluşması Denizli açısından önemli.

Çünkü mesele gerçekten büyük

Bugün tekstil sektöründe ciddi bir sıkıntı var.

Sipariş var ama maliyet yüksek.

Üretim maliyetleri nedeniyle yurtdışındaki rakiplerle yarışmak zorlaşıyor.

Kimse zararına üretim yapmak istemiyor.

Sonuç?

Makinelerin bir bölümü çalışmıyor.

Kabaca anlatmak gerekirse;

10 makineniz varsa 5’ini çalıştırabiliyorsunuz.

İşte TEKSPEKTİF’in asıl sorusu da burada:

“Kalan 5 makineyi nasıl çalıştıracağız?”

DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, üretim maliyetlerinin geldiği noktaya dikkat çekiyor.

DENİB Başkanı Osman Uğurlu ise maliyetler nedeniyle rekabet gücünün zayıfladığını, sipariş olmasına rağmen üretimin maliyetleri karşılamadığı noktada makinelerin çalışmadığını ifade ediyor.

Yani mesele yalnızca “Tekstil kötü gidiyor” demek değil.

Mesele, Denizli’nin üretim gücünü yeniden nasıl ayağa kaldıracağı.

Asıl değerli olan aynı masada buluşmak

Bence dün yapılan toplantının tekstil sektörünün sorunlarının konuşulmasından daha önemli bir tarafı var:

Birlikte hareket etmek.

DETGİS projeyi hazırlıyor.

DENİB sahipleniyor.

DSO işin içine giriyor.

Sektör temsilcileri aynı masada buluşuyor.

Ortak sorunlara ortak çözüm aranıyor.

İşte Denizli’nin yıllardır ihtiyacı olan şey tam da bu.

Çünkü hiçbir sektör tek başına kurtulamaz.

Hiçbir şehir de bireysel mücadelelerle güçlü bir lobi oluşturamaz.

Yeni neslin önünü açmak zorundayız

Denizli’de iş dünyasının başına geçen yeni nesil genç patronlara baktığımızda önemli bir değişim görüyoruz.

Daha eğitimli, daha girişimci, dünyayı daha yakından takip eden ve yeni fikirler üretmekten çekinmeyen bir nesil geliyor.

Fakat bu genç iş insanlarının hareket alanı sadece kendi yetenekleriyle belirlenmiyor.

Ekonomik şartlar, finansman maliyetleri, kur dengesi, enerji ve işçilik giderleri ve küresel rekabet ciddi bir baskı oluşturuyor.

Dolayısıyla bu insanların önünü açmak sadece onların değil, Denizli’nin geleceğinin meselesi.

Denizli bunu başarabilir

Bence başarabilir.

Ama bir şartla:

Birlikte hareket ederse.

Halil Erdoğan’ın öncülük ettiği TEKSPEKTİF’in asıl kıymeti de burada.

Bugün tekstilin sorunu konuşuldu.

Yarın başka bir sektörün sorunu konuşulabilir.

Ama eğer Denizli, “Benim sorunum” yerine “Bizim sorunumuz” demeyi başarırsa, işte o zaman güçlü bir Denizli lobisinin temelleri atılabilir.

Bu noktada Halil Erdoğan’ın proje üreten yaklaşımı, Selim Kasapoğlu’nun sanayicinin yanında duran anlayışı ve Osman Uğurlu’nun ihracatçının dünyadaki rekabet gücünü artırmaya yönelik çabaları aynı zeminde buluşuyor.

Belki de yıllardır eksikliğini hissettiğimiz şey tam olarak bu:

Ortak akıl. Ortak hareket. Ortak hedef.

Dün o masa kuruldu.

Şimdi önemli olan, o masanın dağılmaması.

Çünkü mesele sadece tekstili kurtarmak değil.

Mesele, Denizli’nin yeniden birlikte hareket edebildiğini göstermek.

Abone Ol
En İlgi Çeken Haberler